deterring crime
suçları önleme
deterring factors
önleyici faktörler
deterring measures
önleyici tedbirler
deterring effect
önleyici etki
deterring behavior
önleyici davranış
deterring strategy
önleyici strateji
deterring policies
önleyici politikalar
deterring presence
önleyici varlık
deterring signals
önleyici işaretler
deterring actions
önleyici eylemler
deterring crime is a priority for the local police.
Suçtan caydırma, yerel polis için bir önceliktir.
effective policies are deterring potential offenders.
Etkili politikalar, potansiyel suçluları caydırıyor.
they believe that harsh penalties are deterring drug abuse.
Sert cezaların uyuşturucu kullanımını caydırdığına inanıyorlar.
education plays a vital role in deterring youth crime.
Eğitim, genç suçlarını caydırmada hayati bir rol oynamaktadır.
the presence of security cameras is deterring vandalism.
Güvenlik kameralarının varlığı, vandalizmi caydırıyor.
community programs are aimed at deterring gang violence.
Toplum programları, çete şiddetini caydırmaya yöneliktir.
public awareness campaigns are effective in deterring fraud.
Kamuoyunu bilinçlendirme kampanyaları, dolandırıcılığı önlemede etkilidir.
stricter laws are seen as deterring illegal activities.
Daha sıkı yasalar, yasa dışı faaliyetleri caydırıcı olarak görülüyor.
parents often worry about deterring their children from bad influences.
Ebeveynler genellikle çocuklarını kötü etkilerden korumaktan endişe ediyorlar.
deterring pollution requires strong environmental regulations.
Kirliliği önlemek, güçlü çevresel düzenlemeler gerektirir.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir