devastates lives
hayatları yerle bir ediyor
devastates families
aileleri yerle bir ediyor
devastates communities
toplulukları yerle bir ediyor
devastates economies
ekonomileri yerle bir ediyor
devastates regions
bölgeleri yerle bir ediyor
devastates futures
gelecekleri yerle bir ediyor
devastates hopes
umutları yerle bir ediyor
devastates dreams
hayalleri yerle bir ediyor
devastates health
sağlığı yerle bir ediyor
devastates nature
doğayı yerle bir ediyor
the earthquake devastates the city, leaving many homeless.
Deprem, şehri yerle bir ederek pek çok insanı evsiz bıraktı.
the news of the disaster devastates the community.
Felaketin haberi topluluğu derinden etkiledi/sarstı.
her sudden departure devastates him emotionally.
Aniden ayrılması onu duygusal olarak yıkıma uğrattı.
the wildfire devastates thousands of acres of forest.
Orman yangını binlerce dönümlük ormanlık alanı yok etti.
the loss of his job devastates his financial stability.
İşini kaybetmesi onun finansal istikrarını sarsarak onu yıkıma uğrattı.
the storm devastates the coastal towns.
Fırtına sahil kasabalarını yerle bir etti.
such betrayal devastates trust in relationships.
Bu kadar ihanet, ilişkilerdeki güveni yok etti/sarstı.
the pandemic devastates economies around the world.
Pandemi, dünya çapındaki ekonomileri yıkıma uğrattı.
the tragic accident devastates the victim's family.
Bu trajik kaza, kurbanın ailesini derinden etkiledi/yıkıma uğrattı.
the sudden change in plans devastates her weekend.
Planlardaki ani değişiklik hafta sonu tatilini mahvetti/yıkıma uğrattı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir