devastator attack
devastator saldırısı
devastator weapon
devastator silahı
devastator unit
devastator birimi
devastator force
devastator gücü
devastator mode
devastator modu
devastator impact
devastator etkisi
devastator strike
devastator darbesi
devastator power
devastator gücü
devastator role
devastator rolü
devastator strategy
devastator stratejisi
the hurricane was a true devastator, leaving destruction in its wake.
Kasırga, ardında yıkım bırakarak gerçek bir yıkımcıydı.
the devastator of the city was the relentless earthquake.
Şehri yıkıma uğratan şey acımasız depremdi.
he became known as the devastator after his actions caused widespread chaos.
Eylemleri geniş çaplı kargaşaya neden olduktan sonra yıkımcı olarak tanındı.
in the game, the player controls a devastator that can destroy entire cities.
Oyunda oyuncu, tüm şehirleri yok edebilen bir yıkımcıyı kontrol ediyor.
climate change is a devastator of natural habitats around the world.
İklim değişikliği, dünya genelindeki doğal yaşam alanlarının bir yıkımcısıdır.
the devastator left no building standing after the attack.
Yıkımcı, saldırıdan sonra hiçbir binayı ayakta bırakmadı.
many consider war to be the ultimate devastator of peace.
Birçok kişi savaşın barışın en büyük yıkımcısı olduğunu düşünüyor.
the villain in the movie was a devastator who sought power at any cost.
Filmdeki kötü karakter, herhangi bir bedelle güç arayan bir yıkımcıydı.
pollution acts as a devastator of marine life.
Kirlilik, deniz yaşamının bir yıkımcısı olarak işlev görür.
his words were a devastator to her self-esteem.
Onun sözleri özgüvenine bir darbe oldu.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir