deviate from
sapmak
those who deviate from society's values.
toplumun değerlerinden sapkın olanlar.
Don't deviate from major issues.
Büyük konulardan sapmayın.
you must not deviate from the agreed route.
kararlaştırılan rotadan sapmamalısınız.
deviated from their original plan;
orijinal planlarından saptılar;
The boy's behavior deviates from the usual pattern.
Çocuğun davranışı normal kalıptan sapıyor.
Deviate from socialism and China will inevitably retrogress to semi-feudalism and semi-colonialism.
Sosyalizmden saparsa Çin kaçınılmaz olarak yarı feodalizme ve yarı sömürgeciliğe gerilecektir.
Deviate Fish -These are fishable in the Barrens in Wailing Caverns.
Deviate Balıkları -Bunlar, Wailing Mağaraları'ndaki Barrens'de yakalanabilir.
His statements sometimes deviated from the truth.
Onun ifadeleri bazen geriden sapıyordu.
On this occasion the plane deviated from its usual flight path.
Bu sefer uçak, normal uçuş yolundan sapmıştı.
Square - A condition of rectangularity referencing the extent which any two adjacent edges of a rectangular lite of glass deviates from a 90° angle.
Kare - Bir dikdörtgen cam panelinin herhangi iki bitişik kenarının 90° açısından ne ölçüde saptığını referans gösteren dikdörtgenlik durumu.
also provides the long distance coach and van with driveway deviate alarm device, the safe interval alarm system, alarm system of tired driving and attention deconcentration;
ayrıca uzun mesafeli otobüs ve minibüse, bahçe yolunda sapma alarm cihazı, güvenli aralık alarm sistemi, yorgun sürüş ve dikkat dağınıklığı alarm sistemi sağlar;
"Strabismus (or squint or heterotropia):Failure of the eyes to align properly to focus on an object.The affected eye may deviate in any direction, including inward ( cross-eye ) or outward (walleye).
"Şaşılık (veya kayıklık veya heterotropi): Bir nesneye odaklanmak için gözlerin uygun şekilde hizalanamaması. Etkilenen göz, içe ( çapraz göz ) veya dışa ( balık gözü ) doğru herhangi bir yöne sapabilir."
The kitchen was redolent with the peculiar aromatic odor of cloves. Something that isodd fails to accord with what is ordinary, usual, or expected, while somethingqueer deviates markedly from the norm; both terms can suggest strangeness or peculiarity:
Mutfak, karanfilin tuhaf, aromatik kokusuyla doluydu. Bir şeyin tuhaf olması, sıradan, olağan veya beklenen şeyle uyuşmamasıdır, bir şeyin tuhaf olması ise normdan önemli ölçüde sapmasıdır; her iki terim de tuhaflık veya tuhaflık düşündürebilir:
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir