dilapidates quickly
hızla yıpranır
dilapidates over time
zamanla yıpranır
dilapidates the building
bina yıpranır
dilapidates into ruins
harabaya dönüşür
dilapidates the house
ev yıpranır
dilapidates with neglect
ihmal sonucu yıpranır
dilapidates the structure
yapı yıpranır
dilapidates through weather
hava koşulları nedeniyle yıpranır
dilapidates in disrepair
kötü durumda yıpranır
dilapidates the property
mülk yıpranır
the heavy rain dilapidates the old building.
Yoğun yağmur, eski binayı yıpratıyor.
years of neglect dilapidates the once beautiful park.
Yılların ihmali, bir zamanlar güzel olan parkı yıpratıyor.
time dilapidates even the strongest structures.
Zaman, en güçlü yapıları bile yıpratır.
vandalism dilapidates public property.
Vandalizm, kamu malını yıpratır.
the storm dilapidates the coastal houses.
Fırtına, sahil evlerini yıpratır.
neglect dilapidates the community center.
İhmal, toplum merkezini yıpratır.
improper maintenance dilapidates the historic monument.
Yanlış bakım, tarihi anıtı yıpratır.
the abandoned factory dilapidates over the years.
Terk edilmiş fabrika, yıllar içinde yıpranır.
pollution dilapidates the natural landscape.
Kirlilik, doğal manzarayı yıpratır.
inadequate funding dilapidates the school facilities.
Yetersiz fon, okul binalarını yıpratır.
dilapidates quickly
hızla yıpranır
dilapidates over time
zamanla yıpranır
dilapidates the building
bina yıpranır
dilapidates into ruins
harabaya dönüşür
dilapidates the house
ev yıpranır
dilapidates with neglect
ihmal sonucu yıpranır
dilapidates the structure
yapı yıpranır
dilapidates through weather
hava koşulları nedeniyle yıpranır
dilapidates in disrepair
kötü durumda yıpranır
dilapidates the property
mülk yıpranır
the heavy rain dilapidates the old building.
Yoğun yağmur, eski binayı yıpratıyor.
years of neglect dilapidates the once beautiful park.
Yılların ihmali, bir zamanlar güzel olan parkı yıpratıyor.
time dilapidates even the strongest structures.
Zaman, en güçlü yapıları bile yıpratır.
vandalism dilapidates public property.
Vandalizm, kamu malını yıpratır.
the storm dilapidates the coastal houses.
Fırtına, sahil evlerini yıpratır.
neglect dilapidates the community center.
İhmal, toplum merkezini yıpratır.
improper maintenance dilapidates the historic monument.
Yanlış bakım, tarihi anıtı yıpratır.
the abandoned factory dilapidates over the years.
Terk edilmiş fabrika, yıllar içinde yıpranır.
pollution dilapidates the natural landscape.
Kirlilik, doğal manzarayı yıpratır.
inadequate funding dilapidates the school facilities.
Yetersiz fon, okul binalarını yıpratır.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir