disencumbering oneself
kendini arındırmak
disencumbering from stress
stresten arınmak
disencumbering negative thoughts
olumsuz düşüncelerden arınmak
disencumbering heavy burdens
ağır yüklerden arınmak
disencumbering one's mind
zihnini arındırmak
disencumbering past regrets
geçmiş pişmanlıklardan arınmak
disencumbering emotional baggage
duygusal yüklerden arınmak
disencumbering from obligations
yükümlülüklerden arınmak
disencumbering toxic relationships
toksik ilişkilerden arınmak
disencumbering one's life
hayatını arındırmak
disencumbering oneself from negative thoughts can lead to a happier life.
Olumsuz düşüncelerden kurtulmak daha mutlu bir hayata yol açabilir.
the process of disencumbering the mind is essential for creativity.
Zihni arındırma süreci yaratıcılık için önemlidir.
she found disencumbering her schedule helped her focus on important tasks.
Programını hafifletmek, önemli görevlere odaklanmasına yardımcı oldu.
disencumbering the environment of clutter can improve productivity.
Çevreyi dağınıklıktan arındırmak üretkenliği artırabilir.
he is disencumbering his life of unnecessary possessions.
Gereksiz eşyalardan hayatını arındırıyor.
disencumbering oneself from toxic relationships is vital for personal growth.
Toksik ilişkilerden kurtulmak kişisel gelişim için hayati önem taşır.
the therapy focused on disencumbering emotional baggage.
Terapi duygusal yüklerden arındırmaya odaklandı.
disencumbering the body through exercise can enhance overall well-being.
Egzersiz yoluyla bedeni arındırmak genel sağlığı iyileştirebilir.
she believes disencumbering one's life can lead to greater freedom.
Hayatını hafifletmenin daha fazla özgürlüğe yol açabileceğine inanıyor.
disencumbering the mind of distractions is a key to success.
Zihni dikkat dağıtıcı unsurlardan arındırmak başarının anahtarıdır.
disencumbering oneself
kendini arındırmak
disencumbering from stress
stresten arınmak
disencumbering negative thoughts
olumsuz düşüncelerden arınmak
disencumbering heavy burdens
ağır yüklerden arınmak
disencumbering one's mind
zihnini arındırmak
disencumbering past regrets
geçmiş pişmanlıklardan arınmak
disencumbering emotional baggage
duygusal yüklerden arınmak
disencumbering from obligations
yükümlülüklerden arınmak
disencumbering toxic relationships
toksik ilişkilerden arınmak
disencumbering one's life
hayatını arındırmak
disencumbering oneself from negative thoughts can lead to a happier life.
Olumsuz düşüncelerden kurtulmak daha mutlu bir hayata yol açabilir.
the process of disencumbering the mind is essential for creativity.
Zihni arındırma süreci yaratıcılık için önemlidir.
she found disencumbering her schedule helped her focus on important tasks.
Programını hafifletmek, önemli görevlere odaklanmasına yardımcı oldu.
disencumbering the environment of clutter can improve productivity.
Çevreyi dağınıklıktan arındırmak üretkenliği artırabilir.
he is disencumbering his life of unnecessary possessions.
Gereksiz eşyalardan hayatını arındırıyor.
disencumbering oneself from toxic relationships is vital for personal growth.
Toksik ilişkilerden kurtulmak kişisel gelişim için hayati önem taşır.
the therapy focused on disencumbering emotional baggage.
Terapi duygusal yüklerden arındırmaya odaklandı.
disencumbering the body through exercise can enhance overall well-being.
Egzersiz yoluyla bedeni arındırmak genel sağlığı iyileştirebilir.
she believes disencumbering one's life can lead to greater freedom.
Hayatını hafifletmenin daha fazla özgürlüğe yol açabileceğine inanıyor.
disencumbering the mind of distractions is a key to success.
Zihni dikkat dağıtıcı unsurlardan arındırmak başarının anahtarıdır.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir