disorienting

[US]/dɪsˈɔːrɪən.tɪŋ/
[UK]/dɪsˈɔːr.iˌɛn.tɪŋ/
Frequency: Very High

Translation

adj. birinin yön duygusunu kaybetmesine neden olan

Phrases & Collocations

disorienting experience

şaşırtıcı deneyim

disorienting feeling

şaşırtıcı his

disorienting moment

şaşırtıcı an

disorienting environment

şaşırtıcı ortam

disorienting journey

şaşırtıcı yolculuk

disorienting thoughts

şaşırtıcı düşünceler

disorienting maze

şaşırtıcı labirent

disorienting sound

şaşırtıcı ses

disorienting change

şaşırtıcı değişim

disorienting light

şaşırtıcı ışık

Example Sentences

the sudden change in scenery was disorienting.

manzaranın ani değişimi başını döndüren bir etkiye sahipti.

after waking up in a new city, i felt disorienting.

yeni bir şehirde uyandıktan sonra, kendimi sersemlemiş hissettim.

the fast-paced movie had a disorienting effect on viewers.

hızlı tempolu film, izleyicilerde başını döndüren bir etkiye sahipti.

walking through the maze was incredibly disorienting.

labirentte yürümek inanılmaz derecede başını döndüren bir deneyimdi.

the disorienting music made it hard to concentrate.

başını döndüren müzik odaklanmayı zorlaştırdı.

his disorienting thoughts kept him awake at night.

başını döndüren düşünceleri onu gece uykusuz bıraktı.

the disorienting experience left her feeling anxious.

başını döndüren deneyim onu endişeli hissettirdi.

the roller coaster ride was thrilling yet disorienting.

halatlı telesiyej gezisi heyecan verici ama başını döndüren bir deneyimdi.

he found the new job's expectations disorienting.

yeni işin beklentilerini başını döndüren buldu.

the disorienting lights at the concert dazzled the audience.

konserdeki başını döndüren ışıklar seyircileri büyüledi.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now