distant view
uzak manzara
distant place
uzak yer
distant cousin
uzak kuzen
distant control
uzak kontrol
That is a distant country.
Bu uzak bir ülke.
a distant sound; a distant telephone call.
uzak bir ses; uzak bir telefon görüşmesi.
the distant past; distant events.
uzak geçmiş; uzak olaylar.
the distant bleat of sheep.
uzaktaki koyun sesi.
a distant brattle of thunder.
uzak bir gök gürültüsü sesi.
a distant cousin of the King.
uzak bir Kraliyet akrabası.
the not too distant future.
uzak olmayan gelecek.
the distant twinkle of the lights.
ışıkların uzak parıltısı.
the sound of distant riflery.
uzak bir ateş sesi.
She is a distant cousin.
O uzak bir kuzendir.
distant parts of the world.
dünyanın uzak bölgeleri.
the distant tinkle of a cow bell.
Uzaklardan gelen bir inek çanının sesi.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir