She gave him a distrustful look.
Ona güvensiz bir bakış attı.
The distrustful customer refused to make a purchase.
Güvenmeyen müşteri alışveriş yapmayı reddetti.
He remained distrustful of her intentions.
O, niyetlerine karşı güvensizliğini korudu.
The team members were distrustful of the new manager.
Takım üyeleri yeni yöneticiden güvensizdi.
The detective cast a distrustful glance at the suspect.
Dedektif, şüpheliye güvensiz bir bakış attı.
The child was distrustful of strangers.
Çocuk yabancılara karşı güvensizdi.
Her distrustful nature made it hard for her to trust others.
Onun güvensiz yapısı, başkalarına güvenmesini zorlaştırdı.
The politician's actions left the public feeling distrustful.
Politikacının eylemleri kamuoyunda güvensizlik hissi yarattı.
The old man was distrustful of modern technology.
Yaşlı adam modern teknolojiye karşı güvensizdi.
The team's distrustful atmosphere hindered collaboration.
Takımın güvensiz atmosferi işbirliğini engelledi.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir