doddering old
titrek yaşlı
doddering fool
titrek aptal
doddering man
titrek adam
doddering woman
titrek kadın
doddering figure
titrek figür
doddering steps
titrek adımlar
doddering pace
titrek hız
doddering age
titrek yaş
doddering memory
titrek hafıza
doddering thoughts
titrek düşünceler
the doddering old man struggled to cross the street.
Yaşlı ve halsiz adam sokağı geçmekte zorlandı.
she found her doddering grandfather reminiscing about his youth.
Onun yaşlı ve halsiz dedesi gençliğini anımsarken onu buldu.
the doddering dog slowly made its way to its bed.
Yaşlı ve halsiz köpek yavaşça yatağına doğru ilerledi.
his doddering speech made it hard to understand his point.
Onun geveleyerek yaptığı konuşma, amacını anlamayı zorlaştırdı.
the doddering professor often forgot where he placed his notes.
Yaşlı ve halsiz profesör notlarını nereye koyduğunu sık sık unuturdu.
we watched the doddering bird trying to find food.
Yaşlı ve halsiz kuşu yemek bulmaya çalışırken izledik.
the doddering couple held hands as they walked in the park.
Yaşlı ve halsiz çift parkta yürürken el ele tutuşuyordu.
his doddering gait was a sign of his advanced age.
Onun halsiz yürüyüşü, yaşlılığının bir işaretiydi.
the doddering child needed help climbing the stairs.
Yaşlı ve halsiz çocuk merdivenden çıkmak için yardıma ihtiyaç duydu.
she smiled at the doddering man as he told his stories.
O, yaşlı ve halsiz adam hikayelerini anlatırken ona gülümsedi.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir