elbows

[US]/ˈelbəʊz/
[UK]/ˈelboʊz/
Frequency: Very High

Translation

n. dirseğin çoğul hali; bir giysinin dirsek kısmı; bir boruda veya bacada bir kıvrım
v. dirsek fiilinin üçüncü tekil hali; dirsekle itmek veya dürtmek

Phrases & Collocations

elbows on table

masa üstünde dirsekler

elbows out

dirsekler dışarıda

elbows bent

bükülmüş dirsekler

elbows tucked

dirsekler içeri çekilmiş

elbows resting

dirsekler dinleniyor

elbows in

dirsekler içinde

elbows flexed

dirsekler bükülmüş

elbows straight

dirsekler düz

elbows locked

dirsekler kilitlenmiş

elbows raised

dirsekler yukarı kalkmış

Example Sentences

he rested his elbows on the table.

O, dirseklerini masaya dayadı.

she has strong elbows from years of swimming.

Yıllarca yüzme sonucu güçlü dirsekleri var.

they bumped elbows as they passed each other.

Birbirlerini geçerken dirsekleri çarpıştı.

he used his elbows to push through the crowd.

Kalabalığın içinden geçmek için dirseklerini kullandı.

she has a habit of resting her elbows on her knees.

Dizlerinin üzerine dirseklerini dayama alışkınlığı var.

don't lean on your elbows while eating.

Yemek yerken dirseklerinize dayanmayın.

he injured his elbows while playing basketball.

Basketbol oynarken dirseklerini yaraladı.

she gestured with her elbows to get attention.

Dikkat çekmek için dirsekleriyle işaret yaptı.

he has a tattoo on his elbow.

Dirseğinde bir dövmesi var.

she applied lotion to her elbows to keep them soft.

Onları yumuşak tutmak için dirseklerine losyon sürdü.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now