emaciating

[US]/ɪˈmeɪʃieɪtɪŋ/
[UK]/ɪˈmeɪʃieɪtɪŋ/

Translation

v. çok ince veya zayıf hale getirmek

Phrases & Collocations

emaciating disease

zayıflatıcı hastalık

emaciating effects

zayıflatıcı etkiler

emaciating hunger

zayıflatıcı açlık

emaciating condition

zayıflatıcı durum

emaciating stress

zayıflatıcı stres

emaciating illness

zayıflatıcı hastalık

emaciating treatment

zayıflatıcı tedavi

emaciating lifestyle

zayıflatıcı yaşam tarzı

emaciating poverty

zayıflatıcı yoksulluk

Example Sentences

his illness was emaciating him day by day.

hastalığı onu her geçen gün zayıflatıyordu.

the emaciating effects of starvation are devastating.

açlığın zayıflatıcı etkileri yıkıcıdır.

she looked emaciating after weeks of poor nutrition.

birkaç hafta yetersiz beslenme sonrası zayıf görünüyordu.

emaciating conditions in the region have led to increased aid efforts.

bölgedeki zayıflatıcı koşullar, artan yardım çabalarına yol açtı.

the emaciating impact of the disease was evident in his appearance.

hastalığın zayıflatıcı etkisi görünümünde belirgindi.

many animals were found emaciating in the abandoned shelter.

terk edilmiş barınakta birçok hayvan zayıf bulundu.

emaciating stress can lead to serious health issues.

zayıflatıcı stres ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.

the documentary highlighted the emaciating effects of war on civilians.

belgesel, savaşın siviller üzerindeki zayıflatıcı etkilerini vurguladı.

emaciating poverty can strip away one's dignity.

zayıflatıcı yoksulluk birinin onurunu alabilir.

he was emaciating from the lack of food and water.

yeterli yiyecek ve su eksikliği nedeniyle zayıflıyordu.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now