embarras

[US]/ɪmˈbærəs/
[UK]/ɛmˈbɛrəs/
Frequency: Very High

Translation

n.engel; kafa karışıklığı; utanç; utangaçlık

Phrases & Collocations

embarrass someone

birini utandırmak

embarrass myself

kendimi utandırmak

embarrass easily

kolayca utandırmak

embarrass the team

takımı utandırmak

embarrass in public

ortada utandırmak

embarrass a friend

bir arkadaşı utandırmak

embarrass the speaker

konuşmacıyı utandırmak

embarrass the audience

seyircileri utandırmak

embarrass with jokes

şakalarla utandırmak

embarrass at work

işte utandırmak

Example Sentences

he felt a deep embarrassment after tripping in front of everyone.

Herkesin önünde tökezleyip düşmesinden sonra derin bir utanç hissetti.

she tried to hide her embarrassment when she forgot his name.

Onun adını unuttuğunda utancını gizlemeye çalıştı.

his constant mistakes led to embarrassing situations.

Sürekli hataları utanç verici durumlara yol açtı.

they laughed to ease the embarrassment of the moment.

Anın utancını hafifletmek için güldüler.

she felt embarrassment when her secret was revealed.

Sırrı ortaya çıktığında utanç hissetti.

he tried to make a joke to cover his embarrassment.

Utancını kapatmak için bir şaka yapmaya çalıştı.

embarrassment washed over her as she spoke in public.

Kamusal alanda konuşurken utanç üzerine çöktü.

she avoided eye contact to hide her embarrassment.

Utancını gizlemek için göz teması kurmaktan kaçındı.

his embarrassment was evident when he forgot his lines.

Satırlarını unuttuğunda utancı belirgindi.

they shared a knowing glance, both feeling the same embarrassment.

Her ikisi de aynı utancı hissetti, anlayışlı bir bakış paylaştılar.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now