enervating task
yıpratıcı görev
enervating heat
yıpratıcı sıcaklık
enervating routine
yıpratıcı rutin
enervating workout
yıpratıcı antrenman
enervating journey
yıpratıcı yolculuk
enervating discussion
yıpratıcı tartışma
enervating environment
yıpratıcı ortam
enervating experience
yıpratıcı deneyim
enervating workload
yıpratıcı iş yükü
enervating performance
yıpratıcı performans
the enervating heat made it hard to concentrate.
bayılacak kadar yakan sıcak hava konsantre olmayı zorlaştırıyordu.
after an enervating day at work, i just want to relax.
işte yorucu bir günün ardından sadece dinlenmek istiyorum.
the enervating routine of daily life can be overwhelming.
günlük yaşamın yorucu rutini bunaltıcı olabilir.
she found the lecture to be quite enervating.
dersin oldukça yorucu olduğunu fark etti.
the enervating effects of the long meeting were felt by everyone.
uzun toplantının yorucu etkileri herkes tarafından hissedildi.
his enervating comments drained the energy from the room.
yorumları odadaki enerjiyi boşalttı.
running a marathon can be an enervating experience.
maraton koşmak yorucu bir deneyim olabilir.
the enervating pace of city life can be exhausting.
şehir hayatının yorucu hızı yorucu olabilir.
she felt enervated after staying up all night.
tüm gece uyanık kaldıktan sonra kendini yorgun hissetti.
the enervating effects of stress were evident in her performance.
stresin yorucu etkileri performansında belirgindi.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir