enkindling passion
tutkuyu alevlendirmek
enkindling hope
umudu alevlendirmek
enkindling creativity
yaratıcılığı alevlendirmek
enkindling interest
ilgi uyandırmak
enkindling inspiration
ilhamı alevlendirmek
enkindling change
değişimi alevlendirmek
enkindling joy
neşeyi alevlendirmek
enkindling love
aşkı alevlendirmek
enkindling enthusiasm
hevesi alevlendirmek
enkindling energy
enerjiyi alevlendirmek
the speaker's words were enkindling a sense of hope in the audience.
Konuşmacının sözleri, izleyiciler arasında umut duygusunu alevlendiriyordu.
her passion for art was enkindling creativity in her students.
Onun sanata olan tutkusu, öğrencilerinde yaratıcılığı körüklüyordu.
the community project was enkindling a spirit of cooperation among residents.
Topluluk projesi, sakinler arasında işbirliği ruhunu ateşliyordu.
his stories were enkindling the imagination of young readers.
Onun hikayeleri, genç okuyucuların hayal gücünü alevlendiriyordu.
the festival was enkindling joy and celebration throughout the town.
Festival, kasaba genelinde neşe ve kutlamayı körüklüyordu.
her enthusiasm was enkindling interest in the subject among her classmates.
Onun hevesi, sınıf arkadaşları arasında konuya olan ilgiyi alevlendiriyordu.
the documentary was enkindling awareness about environmental issues.
Belgesel, çevresel sorunlar hakkında farkındalık yaratıyordu.
the teacher's encouragement was enkindling a desire to learn in her students.
Öğretmenin teşviki, öğrencilerinde öğrenme isteğini alevlendiriyordu.
the new policy was enkindling debates about social justice.
Yeni politika, sosyal adalet konularında tartışmaları körüklüyordu.
the music festival was enkindling a love for different cultures.
Müzik festivali, farklı kültürlere olan sevgiyi alevlendiriyordu.
enkindling passion
tutkuyu alevlendirmek
enkindling hope
umudu alevlendirmek
enkindling creativity
yaratıcılığı alevlendirmek
enkindling interest
ilgi uyandırmak
enkindling inspiration
ilhamı alevlendirmek
enkindling change
değişimi alevlendirmek
enkindling joy
neşeyi alevlendirmek
enkindling love
aşkı alevlendirmek
enkindling enthusiasm
hevesi alevlendirmek
enkindling energy
enerjiyi alevlendirmek
the speaker's words were enkindling a sense of hope in the audience.
Konuşmacının sözleri, izleyiciler arasında umut duygusunu alevlendiriyordu.
her passion for art was enkindling creativity in her students.
Onun sanata olan tutkusu, öğrencilerinde yaratıcılığı körüklüyordu.
the community project was enkindling a spirit of cooperation among residents.
Topluluk projesi, sakinler arasında işbirliği ruhunu ateşliyordu.
his stories were enkindling the imagination of young readers.
Onun hikayeleri, genç okuyucuların hayal gücünü alevlendiriyordu.
the festival was enkindling joy and celebration throughout the town.
Festival, kasaba genelinde neşe ve kutlamayı körüklüyordu.
her enthusiasm was enkindling interest in the subject among her classmates.
Onun hevesi, sınıf arkadaşları arasında konuya olan ilgiyi alevlendiriyordu.
the documentary was enkindling awareness about environmental issues.
Belgesel, çevresel sorunlar hakkında farkındalık yaratıyordu.
the teacher's encouragement was enkindling a desire to learn in her students.
Öğretmenin teşviki, öğrencilerinde öğrenme isteğini alevlendiriyordu.
the new policy was enkindling debates about social justice.
Yeni politika, sosyal adalet konularında tartışmaları körüklüyordu.
the music festival was enkindling a love for different cultures.
Müzik festivali, farklı kültürlere olan sevgiyi alevlendiriyordu.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir