freedom enshrines
özgürlük yücelten
right enshrines
hak yücelten
value enshrines
değer yücelten
principle enshrines
ilke yücelten
belief enshrines
inanç yücelten
tradition enshrines
gelenek yücelten
law enshrines
kanun yücelten
heritage enshrines
miras yücelten
culture enshrines
kültür yücelten
history enshrines
tarih yücelten
the constitution enshrines the rights of all citizens.
anayasa tüm vatandaşların haklarını güvence altına alır.
this monument enshrines the memory of those who fought for freedom.
bu anıt özgürlük için savaşanların anısını yaşatır.
the museum enshrines the history of our culture.
bu müze kültürümüzün tarihini korur.
the treaty enshrines the principles of peace and cooperation.
bu anlaşma barış ve işbirliği ilkelerini güvence altına alır.
her diary enshrines the thoughts and feelings of her youth.
günlüğü gençliğinin düşüncelerini ve duygularını korur.
the award enshrines the achievements of outstanding individuals.
bu ödül, seçkin bireylerin başarılarını onurlandırır.
this book enshrines the wisdom of ancient philosophers.
bu kitap antik filozofların bilgeliğini korur.
the shrine enshrines the spirit of the ancestors.
bu kutsal mekan ataların ruhunu korur.
the law enshrines the rights of workers.
bu yasa işçilerin haklarını güvence altına alır.
the statue enshrines the legacy of a great leader.
bu heykel büyük bir liderin mirasını onurlandırır.
freedom enshrines
özgürlük yücelten
right enshrines
hak yücelten
value enshrines
değer yücelten
principle enshrines
ilke yücelten
belief enshrines
inanç yücelten
tradition enshrines
gelenek yücelten
law enshrines
kanun yücelten
heritage enshrines
miras yücelten
culture enshrines
kültür yücelten
history enshrines
tarih yücelten
the constitution enshrines the rights of all citizens.
anayasa tüm vatandaşların haklarını güvence altına alır.
this monument enshrines the memory of those who fought for freedom.
bu anıt özgürlük için savaşanların anısını yaşatır.
the museum enshrines the history of our culture.
bu müze kültürümüzün tarihini korur.
the treaty enshrines the principles of peace and cooperation.
bu anlaşma barış ve işbirliği ilkelerini güvence altına alır.
her diary enshrines the thoughts and feelings of her youth.
günlüğü gençliğinin düşüncelerini ve duygularını korur.
the award enshrines the achievements of outstanding individuals.
bu ödül, seçkin bireylerin başarılarını onurlandırır.
this book enshrines the wisdom of ancient philosophers.
bu kitap antik filozofların bilgeliğini korur.
the shrine enshrines the spirit of the ancestors.
bu kutsal mekan ataların ruhunu korur.
the law enshrines the rights of workers.
bu yasa işçilerin haklarını güvence altına alır.
the statue enshrines the legacy of a great leader.
bu heykel büyük bir liderin mirasını onurlandırır.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir