entangling alliances
karmaşık ittifaklar
entangling relationships
karmaşık ilişkiler
entangling issues
karmaşık sorunlar
entangling conflicts
karmaşık çatışmalar
entangling factors
karmaşık faktörler
entangling situations
karmaşık durumlar
entangling circumstances
karmaşık koşullar
entangling agreements
karmaşık anlaşmalar
entangling dynamics
karmaşık dinamikler
entangling connections
karmaşık bağlantılar
her thoughts were entangling with his words.
düşünceleri onun sözleriyle birbirine karışıyordu.
the vines were entangling around the tree.
sarmaşıklar ağacın etrafında dolanıyordu.
he found himself entangling in a complicated situation.
karmaşık bir durumun içine kendini kaptırdı.
they were entangling their lives through shared experiences.
ortak deneyimler aracılığıyla hayatlarını birbirine bağlıyorlardı.
the legal issues were entangling the entire project.
hukuki sorunlar tüm projeyi karmaşık hale getiriyordu.
entangling relationships can lead to misunderstandings.
birbirine karışık ilişkiler yanlış anlamalara yol açabilir.
she felt entangling emotions during the conversation.
sohbet sırasında içinden karmaşık duygular geçti.
the story was entangling multiple plot lines.
hikaye birden fazla olay örgüsünü iç içe geçiriyordu.
they were entangling their resources for the project.
proje için kaynaklarını birbirine karıştırıyorlardı.
his thoughts began entangling as he tried to focus.
odaklanmaya çalışırken düşünceleri birbirine karışmaya başladı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir