exorbitantly expensive
aşırı pahalı
exorbitantly high
aşırı yüksek
exorbitantly priced
aşırı fiyatlı
exorbitantly luxurious
aşırı lüks
exorbitantly extravagant
aşırı sefkatli
The price of the designer handbag was exorbitantly high.
Tasarımcı çantasının fiyatı aşırı derecede yüksekti.
She charged exorbitantly for her services.
Hizmetleri için aşırı pahalıya talep etti.
The hotel room rates were exorbitantly expensive during peak season.
Yoğun sezon sırasında otel odası fiyatları aşırı derecede pahalıydı.
The cost of living in the city is exorbitantly high compared to rural areas.
Şehirde yaşam maliyeti kırsal alanlara kıyasla aşırı derecede yüksektir.
The company's CEO was criticized for receiving an exorbitantly large bonus.
Şirketin CEO'su, aşırı büyük bir ikramiye alması nedeniyle eleştirildi.
The restaurant charged exorbitantly for a simple salad.
Restoran, basit bir salata için aşırı pahalıya talep etti.
The airline was known for its exorbitantly priced first-class tickets.
Havayolu, aşırı pahalı birinci sınıf biletleriyle tanınıyordu.
The repair shop quoted an exorbitantly high price for fixing the car.
Tamirhane, arabayı tamir etmek için aşırı yüksek bir fiyat teklif etti.
The luxury brand sells exorbitantly priced handbags to wealthy customers.
Lüks marka, zengin müşterilere aşırı pahalı çanta satıyor.
The company's exorbitantly high shipping fees deterred many customers from making purchases.
Şirketin aşırı yüksek nakliye ücretleri, birçok müşterinin alışveriş yapmasını engelledi.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir