face

[ABD]/feɪs/
[İngiltere]/fes/
Frekans: Çok Yüksek

Çeviri

n. bir kişinin başının ön kısmı, alın ile çene arasında, ya da bu kısmındaki ifade, ya da insanların şeylere nasıl tepki verdiği
vt. zor bir durum veya kişiyle başa çıkmak, özellikle cesur olarak ya da olanı kabul ederek.

İfadeler ve Kalıplar

lose face

yüz kaybetmek

save face

itibarı kurtarmak

face value

görünüş değeri

the face of

...'nin yüzü

in the face

karşı karşıya

your face

yüzün

face with

... ile yüz

working face

çalışma yüzü

in face

yüzde

face up

aşağı bak

face the music

gerçeği kabullenmek

coal face

kömür sahası

in face of

... karşısında

let's face it

gerçekçi olalım

in your face

senin yüzünde

smiling face

gülümseyen yüz

pretty face

güzel yüz

full face

tam yüz

Örnek Cümleler

the face of the building

binanın yüzü

the face of the earth.

dünyanın yüzü.

coming face to face with a burglar.

bir hırsızla yüz yüze gelmek.

I sat face to face with her.

Ben onunla yüz yüze oturdum.

resilience in the face of adversity.

aksiliğe karşı direnç.

the north face of the Eiger.

Eiger'in kuzey yüzü.

A face ashen with grief.

acıyla kül rengi bir yüz.

a face with lapidary features.

taş oymacılığı gibi özelliklere sahip bir yüz.

a face that is full of life.

hayat dolu bir yüz.

a face livid with shock.

şokla solgun bir yüz.

a face white with fear

korkuyla beyaz bir yüz

face a wall with cement

betonla bir duvara bakmak

the pallid face of the invalid.

hastanın soluk yüzü.

stood face to face.

yüz yüze durdu.

a face drawn with sorrow

hüzünle çizilmiş bir yüz

to face a wall with concrete

betonla bir duvara bakmak

Popüler Kelimeler

Sıkça aranan kelimeleri keşfedin

Tüm İçeriğin Kilidini Açmak İçin Uygulamayı İndirin

Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!

DictoGo'yu Hemen İndir