The celebration highlighted the strength and femaleness of the community.
Bu kutlama, topluluğun gücünü ve kadınlığını vurguladı.
She embraced her femaleness and expressed it through her art.
O, kadınlığını kucakladı ve sanatıyla ifade etti.
The novel explores themes of femaleness and identity.
Roman, kadınlık ve kimlik temalarını ele alıyor.
Her femaleness was never a limitation in her career.
Onun kadınlığı kariyerinde hiç bir zaman bir kısıtlama olmadı.
The company promotes diversity and celebrates femaleness in leadership roles.
Şirket çeşitliliği teşvik ediyor ve liderlik pozisyonlarında kadınlığı kutluyor.
She exudes confidence and embraces her femaleness in a male-dominated industry.
O, kendine güven yayıyor ve erkek egemen bir sektörde kadınlığını kucaklıyor.
The artist's work explores the concept of femaleness in a thought-provoking way.
Sanatçının çalışması, düşündürücü bir şekilde kadınlık kavramını araştırıyor.
The film challenges traditional notions of femaleness and beauty.
Film, kadınlık ve güzellik hakkındaki geleneksel fikirleri sorguluyor.
She finds empowerment in embracing her femaleness and supporting other women.
O, kadınlığını kucaklayıp diğer kadınları destekleyerek güç buluyor.
The book delves into the complexities of femaleness in different cultural contexts.
Kitap, farklı kültürel bağlamlarda kadınlığın karmaşıklıklarına dalıyor.
The celebration highlighted the strength and femaleness of the community.
Bu kutlama, topluluğun gücünü ve kadınlığını vurguladı.
She embraced her femaleness and expressed it through her art.
O, kadınlığını kucakladı ve sanatıyla ifade etti.
The novel explores themes of femaleness and identity.
Roman, kadınlık ve kimlik temalarını ele alıyor.
Her femaleness was never a limitation in her career.
Onun kadınlığı kariyerinde hiç bir zaman bir kısıtlama olmadı.
The company promotes diversity and celebrates femaleness in leadership roles.
Şirket çeşitliliği teşvik ediyor ve liderlik pozisyonlarında kadınlığı kutluyor.
She exudes confidence and embraces her femaleness in a male-dominated industry.
O, kendine güven yayıyor ve erkek egemen bir sektörde kadınlığını kucaklıyor.
The artist's work explores the concept of femaleness in a thought-provoking way.
Sanatçının çalışması, düşündürücü bir şekilde kadınlık kavramını araştırıyor.
The film challenges traditional notions of femaleness and beauty.
Film, kadınlık ve güzellik hakkındaki geleneksel fikirleri sorguluyor.
She finds empowerment in embracing her femaleness and supporting other women.
O, kadınlığını kucaklayıp diğer kadınları destekleyerek güç buluyor.
The book delves into the complexities of femaleness in different cultural contexts.
Kitap, farklı kültürel bağlamlarda kadınlığın karmaşıklıklarına dalıyor.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir