| Plural | flabbers |
flabber gasted
flabber gasted
flabber wobber
flabber wobber
flabber jabber
flabber jabber
flabber blabber
flabber blabber
flabber flabber
flabber flabber
flabber dabbler
flabber dabbler
flabber slabber
flabber slabber
flabber grabber
flabber grabber
flabber stabber
flabber stabber
flabber tabber
flabber tabber
she was flabbergasted by the unexpected news.
Beklenmedik haber karşısında şaşkına döndü.
the magician's trick left the audience flabbergasted.
Sihirbazın numarası izleyicileri hayrete bıraktı.
he was flabbergasted when he won the lottery.
Kurayı çekip kazandığında şaşkına döndü.
her reaction was flabbergasted when she saw the surprise party.
Sürpriz partiyi gördüğünde tepkisi şaşkınlıkla doluydu.
the teacher was flabbergasted by the students' creativity.
Öğretmen öğrencilerin yaratıcılığı karşısında hayrete düştü.
he looked flabbergasted after hearing the shocking announcement.
Şok eden duyuruyu duyduktan sonra şaşkın bir halde görünüyordu.
she was flabbergasted to find out she had won an award.
Ödül kazandığını öğrenince şaşkına döndü.
everyone was flabbergasted when the truth was revealed.
Gerçek ortaya çıktığında herkes hayrete düştü.
his flabbergasted expression said it all.
Şaşkın ifadesi her şeyi söylüyordu.
the flabbergasted crowd couldn't believe their eyes.
Şaşkın kalabalık gözlerine inanamadı.
flabber gasted
flabber gasted
flabber wobber
flabber wobber
flabber jabber
flabber jabber
flabber blabber
flabber blabber
flabber flabber
flabber flabber
flabber dabbler
flabber dabbler
flabber slabber
flabber slabber
flabber grabber
flabber grabber
flabber stabber
flabber stabber
flabber tabber
flabber tabber
she was flabbergasted by the unexpected news.
Beklenmedik haber karşısında şaşkına döndü.
the magician's trick left the audience flabbergasted.
Sihirbazın numarası izleyicileri hayrete bıraktı.
he was flabbergasted when he won the lottery.
Kurayı çekip kazandığında şaşkına döndü.
her reaction was flabbergasted when she saw the surprise party.
Sürpriz partiyi gördüğünde tepkisi şaşkınlıkla doluydu.
the teacher was flabbergasted by the students' creativity.
Öğretmen öğrencilerin yaratıcılığı karşısında hayrete düştü.
he looked flabbergasted after hearing the shocking announcement.
Şok eden duyuruyu duyduktan sonra şaşkın bir halde görünüyordu.
she was flabbergasted to find out she had won an award.
Ödül kazandığını öğrenince şaşkına döndü.
everyone was flabbergasted when the truth was revealed.
Gerçek ortaya çıktığında herkes hayrete düştü.
his flabbergasted expression said it all.
Şaşkın ifadesi her şeyi söylüyordu.
the flabbergasted crowd couldn't believe their eyes.
Şaşkın kalabalık gözlerine inanamadı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir