flickers of hope
Umutsuzun ışıkları
candle flickers
Şamandıra ışıkları
light flickers
Işık ışıkları
flickering screen
Titreyen ekran
flickers briefly
Kısa süreliğine ışıklar
fire flickers
Ateş ışıkları
eyes flickered
Gözler titredi
flickering image
Titreyen resim
flickers on
Açık ışıklar
flickers out
Sönen ışıklar
the candle's flame flickers in the wind.
Yaklaşık bir rüzgarın içinde mumun alevi sallanıyor.
a distant streetlight flickers on and off.
Uzak bir sokak lambası yanıp sönüyor.
her eyes flickered with a hint of sadness.
Onun gözleri biraz hüzünle sallanıyordu.
the screen's image flickers due to a loose cable.
Ekran görüntüsü gevşek bir kabloya bağlı olarak sallanıyor.
hope flickers even in the darkest times.
En karanlık zamanlarda bile umut sallanıyor.
the firework's light flickers across the sky.
Fişek ışığı gökyüzünde sallanıyor.
his attention flickered between the two speakers.
Onun dikkini iki konuşmacı arasında sallanıyor.
the neon sign flickers, advertising the diner.
Neon levha, dinne reklam ediyor ve sallanıyor.
a nervous smile flickered across her face.
Onun yüzünde bir gergin gülümseme sallanıyordu.
the pilot light flickers beneath the stove.
Yakıt lambası, fırının altında sallanıyor.
my resolve flickered under the pressure.
Başarımla birlikte kararım sallanıyor.
flickers of hope
Umutsuzun ışıkları
candle flickers
Şamandıra ışıkları
light flickers
Işık ışıkları
flickering screen
Titreyen ekran
flickers briefly
Kısa süreliğine ışıklar
fire flickers
Ateş ışıkları
eyes flickered
Gözler titredi
flickering image
Titreyen resim
flickers on
Açık ışıklar
flickers out
Sönen ışıklar
the candle's flame flickers in the wind.
Yaklaşık bir rüzgarın içinde mumun alevi sallanıyor.
a distant streetlight flickers on and off.
Uzak bir sokak lambası yanıp sönüyor.
her eyes flickered with a hint of sadness.
Onun gözleri biraz hüzünle sallanıyordu.
the screen's image flickers due to a loose cable.
Ekran görüntüsü gevşek bir kabloya bağlı olarak sallanıyor.
hope flickers even in the darkest times.
En karanlık zamanlarda bile umut sallanıyor.
the firework's light flickers across the sky.
Fişek ışığı gökyüzünde sallanıyor.
his attention flickered between the two speakers.
Onun dikkini iki konuşmacı arasında sallanıyor.
the neon sign flickers, advertising the diner.
Neon levha, dinne reklam ediyor ve sallanıyor.
a nervous smile flickered across her face.
Onun yüzünde bir gergin gülümseme sallanıyordu.
the pilot light flickers beneath the stove.
Yakıt lambası, fırının altında sallanıyor.
my resolve flickered under the pressure.
Başarımla birlikte kararım sallanıyor.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir