flittering leaves
uçuşan yapraklar
flittering butterflies
uçuşan kelebekler
flittering birds
uçuşan kuşlar
flittering lights
uçuşan ışıklar
flittering shadows
uçuşan gölgeler
flittering dreams
uçuşan hayaller
flittering thoughts
uçuşan düşünceler
flittering moments
uçuşan anlar
flittering sparks
uçuşan kıvılcımlar
flittering whispers
uçuşan fısıltılar
the butterflies were flittering around the garden.
kelebekler bahçenin etrafında uçuşuyordu.
she watched the leaves flittering in the wind.
yaprakları rüzgarda uçuşurken izledi.
the sunlight was flittering through the trees.
güneş ışığı ağaçların arasından süzülüyordu.
children were flittering about the playground.
çocuklar oyun alanında etrafta koşturuyordu.
birds were flittering from branch to branch.
kuşlar daldan dala uçuşuyordu.
her thoughts were flittering from one idea to another.
düşünceleri bir fikirden diğerine savruluyordu.
the fireflies were flittering in the night sky.
ateşböcekleri gece gökyüzünde uçuşuyordu.
he noticed the flittering shadows on the wall.
duvarda uçuşan gölgeleri fark etti.
the dancer's movements were flittering and graceful.
dansçının hareketleri hafif ve zarifti.
flittering thoughts made it hard to concentrate.
savrulan düşünceler odaklanmayı zorlaştırdı.
flittering leaves
uçuşan yapraklar
flittering butterflies
uçuşan kelebekler
flittering birds
uçuşan kuşlar
flittering lights
uçuşan ışıklar
flittering shadows
uçuşan gölgeler
flittering dreams
uçuşan hayaller
flittering thoughts
uçuşan düşünceler
flittering moments
uçuşan anlar
flittering sparks
uçuşan kıvılcımlar
flittering whispers
uçuşan fısıltılar
the butterflies were flittering around the garden.
kelebekler bahçenin etrafında uçuşuyordu.
she watched the leaves flittering in the wind.
yaprakları rüzgarda uçuşurken izledi.
the sunlight was flittering through the trees.
güneş ışığı ağaçların arasından süzülüyordu.
children were flittering about the playground.
çocuklar oyun alanında etrafta koşturuyordu.
birds were flittering from branch to branch.
kuşlar daldan dala uçuşuyordu.
her thoughts were flittering from one idea to another.
düşünceleri bir fikirden diğerine savruluyordu.
the fireflies were flittering in the night sky.
ateşböcekleri gece gökyüzünde uçuşuyordu.
he noticed the flittering shadows on the wall.
duvarda uçuşan gölgeleri fark etti.
the dancer's movements were flittering and graceful.
dansçının hareketleri hafif ve zarifti.
flittering thoughts made it hard to concentrate.
savrulan düşünceler odaklanmayı zorlaştırdı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir