fuddles

[US]/ˈfʌd.əlz/
[UK]/ˈfʌd.əlz/

Translation

v. kafa karıştırmak veya belirsiz hale getirmek; sarhoş etmek veya sarhoş olmak; aşırı içmek

Phrases & Collocations

fuddles up

karıştırır

fuddles around

etrafı karıştırır

fuddles things

şeyleri karıştırır

fuddles mind

zihni karıştırır

fuddles thoughts

düşünceleri karıştırır

fuddles plans

planları karıştırır

fuddles ideas

fikirleri karıştırır

fuddles words

kelimeleri karıştırır

fuddles details

ayrıntıları karıştırır

fuddles actions

eylemleri karıştırır

Example Sentences

the confusing instructions fuddles everyone in the room.

Kafa karıştırıcı talimatlar herkesi odada şaşırtıyor.

too many options fuddles my decision-making process.

Çok fazla seçenek karar verme sürecimi karıştırıyor.

his constant interruptions fuddles the flow of the conversation.

Sürekli kesintileri konuşmanın akışını karıştırıyor.

the complex math problem fuddles even the best students.

Karmaşık matematik problemi en iyi öğrencileri bile karıştırıyor.

she fuddles with her phone instead of paying attention.

Dikkat etmek yerine telefonla oynuyor.

the unexpected news fuddles his plans for the weekend.

Beklenmedik haber hafta sonu planlarını bozuyor.

the new software update fuddles my computer's performance.

Yeni yazılım güncellemesi bilgisayarımın performansını bozuyor.

trying to multitask often fuddles my productivity.

Çoklu görev yapmaya çalışmak genellikle üretkenliğimi bozuyor.

his vague explanation fuddles the audience's understanding.

Belirsiz açıklaması izleyicilerin anlamasını karıştırıyor.

the sudden change in plans fuddles our group dynamics.

Planlardaki ani değişiklik grup dinamiklerini bozuyor.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now