fumbled pass
şaşkın pas
fumbled attempt
şaşkın girişim
fumbled words
kekeleyen kelimeler
fumbled answer
şaşkın cevap
fumbled play
şaşkın oyun
fumbled catch
şaşkın yakalama
fumbled message
şaşkın mesaj
fumbled conversation
şaşkın konuşma
fumbled decision
şaşkın karar
fumbled moment
şaşkın an
he fumbled with his keys as he tried to unlock the door.
Kapıyı açmaya çalışırken anahtarlığına bel bağışladı.
she fumbled her words during the presentation.
Sunum sırasında kelimeleri kekelemeye başladı.
the player fumbled the ball, costing his team the game.
Oyuncu topu düşürdü, bu da takımının maçı kaybetmesine neden oldu.
he fumbled through his backpack looking for his phone.
Telefonunu ararken sırt çantasında etrafta aradı.
she fumbled the remote while trying to change the channel.
Kanal değiştirmeye çalışırken kumandayı düşürdü.
the toddler fumbled with the puzzle pieces.
Küçük çocuk bulmaca parçalarıyla uğraşırken beceriksizce hareket etti.
he fumbled his way through the instructions.
Talimatları beceriksizce takip etmeye çalıştı.
she fumbled for her glasses on the table.
Gözlüğünü masada aradı.
the actor fumbled his lines during the performance.
Oyuncu performans sırasında repliklerini unuttu/yanlış söyledi.
he fumbled the opportunity to impress his boss.
Babasına etkileyici olma fırsatını kaçırdı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir