| Plural | gelidities |
gelidity effect
donma etkisi
gelidity factor
donma faktörü
gelidity threshold
donma eşiği
gelidity measurement
donma ölçümü
gelidity response
donma tepkisi
gelidity levels
donma seviyeleri
gelidity index
donma indeksi
gelidity analysis
donma analizi
gelidity range
donma aralığı
gelidity conditions
donma koşulları
the gelidity of the water made swimming uncomfortable.
suyun buz gibi soğukluğu yüzmek için rahatsız ediciydi.
in winter, the gelidity of the air can be quite harsh.
kışın, havanın buz gibi soğukluğu oldukça sert olabilir.
the gelidity of the ice was palpable as i touched it.
buzun buz gibi soğukluğu, dokunduğumda elle hissedilebilirdi.
he shivered from the gelidity of the evening breeze.
Akşam melteminin buz gibi soğukluğundan titredi.
even in summer, the gelidity of the mountain streams surprised us.
Yazın bile, dağ derelerinin buz gibi soğukluğu bizi şaşırttı.
the gelidity in the room made everyone uncomfortable.
Odadaki buz gibi soğukluk herkesi rahatsız etti.
she wrapped herself in a blanket to escape the gelidity.
Buz gibi soğukluktan kaçmak için bir battaniyeye sarıldı.
the gelidity of the winter night was unrelenting.
Kış gecesinin buz gibi soğukluğu acımasızdı.
his fingers felt the gelidity of the metal in the freezing air.
Parmakları, dondurucu havada metalin buz gibi soğukluğunu hissetti.
we could see our breath in the gelidity of the morning.
Sabahın buz gibi soğukluğunda nefesimizi görebiliyorduk.
gelidity effect
donma etkisi
gelidity factor
donma faktörü
gelidity threshold
donma eşiği
gelidity measurement
donma ölçümü
gelidity response
donma tepkisi
gelidity levels
donma seviyeleri
gelidity index
donma indeksi
gelidity analysis
donma analizi
gelidity range
donma aralığı
gelidity conditions
donma koşulları
the gelidity of the water made swimming uncomfortable.
suyun buz gibi soğukluğu yüzmek için rahatsız ediciydi.
in winter, the gelidity of the air can be quite harsh.
kışın, havanın buz gibi soğukluğu oldukça sert olabilir.
the gelidity of the ice was palpable as i touched it.
buzun buz gibi soğukluğu, dokunduğumda elle hissedilebilirdi.
he shivered from the gelidity of the evening breeze.
Akşam melteminin buz gibi soğukluğundan titredi.
even in summer, the gelidity of the mountain streams surprised us.
Yazın bile, dağ derelerinin buz gibi soğukluğu bizi şaşırttı.
the gelidity in the room made everyone uncomfortable.
Odadaki buz gibi soğukluk herkesi rahatsız etti.
she wrapped herself in a blanket to escape the gelidity.
Buz gibi soğukluktan kaçmak için bir battaniyeye sarıldı.
the gelidity of the winter night was unrelenting.
Kış gecesinin buz gibi soğukluğu acımasızdı.
his fingers felt the gelidity of the metal in the freezing air.
Parmakları, dondurucu havada metalin buz gibi soğukluğunu hissetti.
we could see our breath in the gelidity of the morning.
Sabahın buz gibi soğukluğunda nefesimizi görebiliyorduk.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir