gloomily

[US]/'glu:mili/
[UK]/ˈɡluməlɪ/
Frequency: Very High

Translation

adv. karanlık, kasvetli veya hüzünlü bir şekilde

Phrases & Collocations

looked gloomily

kasvetli bir şekilde baktı

spoke gloomily

kasvetli bir şekilde konuştu

gloomily whispered

kasvetli bir şekilde fısıldadı

gloomily muttered

kasvetli bir şekilde mırıldandı

sat gloomily

kasvetli bir şekilde oturdu

Example Sentences

He looked at the rainy sky gloomily.

O yağmurlu gökyüzüne hüzünlü bir şekilde baktı.

She spoke gloomily about the state of the economy.

Ekonominin durumu hakkında hüzünlü bir şekilde konuştu.

The old house stood gloomily at the end of the street.

Eski ev, sokağın sonunda hüzünlü bir şekilde duruyordu.

The news of the layoffs spread gloomily through the office.

İşten çıkarmaların haberi ofiste hüzünlü bir şekilde yayıldı.

He sighed gloomily as he thought about his failed relationship.

Başarısız ilişkisini düşündüğü için hüzünlü bir şekilde iç çekti.

The dark clouds loomed gloomily over the city.

Karanlık bulutler şehrin üzerinde hüzünlü bir şekilde yükseliyordu.

She gazed out of the window gloomily, lost in thought.

Düşüncelerine dalmış bir şekilde pencereden hüzünlü bir şekilde baktı.

The abandoned factory stood gloomily as a reminder of the past.

Terk edilmiş fabrika, geçmişin bir hatırlatıcısı olarak hüzünlü bir şekilde duruyordu.

The news of the accident spread gloomily through the small town.

Kazanın haberi küçük kasabada hüzünlü bir şekilde yayıldı.

He spoke gloomily about the future of the company.

Şirketin geleceği hakkında hüzünlü bir şekilde konuştu.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now