hazels

[US]/ˈheɪzəlz/
[UK]/ˈheɪzəlz/
Frequency: Very High

Translation

n. fındık; bir ağaç türü; fındık odunu

Phrases & Collocations

hazels tree

fındık ağacı

hazels nuts

fındıklar

hazels leaves

fındık yaprakları

hazels grove

fındık korusu

hazels bush

fındık çalısı

hazels oil

fındık yağı

hazels color

fındığın rengi

hazels habitat

fındığın yaşam alanı

hazels wood

fındık odunu

hazels flower

fındık çiçeği

Example Sentences

hazels are often used to make delicious chocolate spreads.

lezetli çikolatalı pastalar yapmak için fındıklar sıklıkla kullanılır.

the hazels in the garden attract many birds.

bahçedeki fındıklar birçok kuşu cezbeder.

she loves to bake cookies with chopped hazels.

doğranmış fındıklarla kurabiye yapmak onun hoşuna gidiyor.

hazels can be found in many desserts.

fındıklar birçok tatlıda bulunabilir.

he planted hazels to create a natural fence.

doğal bir çit oluşturmak için fındık dikti.

hazels are rich in nutrients and good for health.

fındıklar besin maddeleri açısından zengindir ve sağlığa faydalıdır.

she enjoys the crunch of hazels in her salad.

salatasında fındıkların çıtır çıtır sesinden keyif alıyor.

hazels are often harvested in late autumn.

fındıklar genellikle geç sonbaharda hasat edilir.

he added hazels to his smoothie for extra flavor.

ekstra lezzet için smoothie'sine fındık ekledi.

hazels can be roasted for a delightful snack.

harika bir atıştırmalık için fındıklar kavrulabilir.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now