herencia

[US]/həˈrenθiə/
[UK]/həˈrɛnsiə/

Translation

n. miras; miras bırakmak; gelenek; devir; geçiş

Phrases & Collocations

la herencia

miras

herencia cultural

kültürel miras

herencia familiar

aile mirası

herencia genética

genetik miras

recibir herencia

miras almak

disputa herencia

miras anlaşmazlığı

legado herencia

miras bırakmak

herencia histórica

tarihî miras

testamento herencia

vasiyetname miras

herencia invisible

görünmez miras

Example Sentences

la herencia cultural de méxico es muy rica y diversa.

Meksika'nın kültürel mirası çok zengin ve çeşitli.

él recibió una herencia familiar después de la muerte de su abuelo.

O, büyükannesinin ölümünden sonra aile mirası aldı.

la herencia genética puede influir en nuestra salud.

Genetik miras sağlığımızı etkileyebilir.

nuestra herencia histórica nos define como nación.

Tarihî mirasımız, ulusumuz olarak bizi tanımlar.

ella quiere preservar la herencia literaria de su padre.

O, babasının edebî mirasını korumak istiyor.

el museo guarda una valiosa herencia artística.

Müze, değerli bir sanatsal miras barındırır.

los padres legaron una herencia a sus hijos.

Anneler ve babalar çocuklarına bir miras bırakmışlardır.

la herencia culinaria de españa es famosa en el mundo.

İspanya'nın geleneksel yemek mirası dünyada meşhurdur.

cada región tiene su propia herencia tradicional.

Her bölge kendi geleneksel mirasına sahiptir.

debes resolver los asuntos de herencia pronto.

Miras meselelerini kısa sürede çözmen gerekir.

la herencia lingüística del país es muy compleja.

Ülkenin dili mirası çok karmaşık.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now