hotspurs

[ABD]/'hɒtspɜː/
[İngiltere]/'hɑt,spɝ/
Frekans: Çok Yüksek

Çeviri

n. dikkatsiz bir kişi; aceleci; macera veya zorluk arayan biri.

Örnek Cümleler

He is known for being a hotspur in the office, always eager to take on new challenges.

Ofiste sürekli yeni zorluklara atılmaya istekli, hevesli biri olarak tanınıyor.

The hotspur player scored a goal in the last minute of the game, securing a win for his team.

Heyecanlı oyuncu, maçın son dakikasında gol atarak takımının galibiyetini sağladı.

She has a hotspur personality, always seeking excitement and adventure.

Her zaman heyecan ve macera arayan, hevesli bir kişiliği var.

The coach praised the team for their hotspur attitude on the field.

Teknik direktör, saha üzerindeki hevesli tutumlarından dolayı takımı övdü.

His hotspur nature often gets him into trouble with authority figures.

Hevesli doğası, genellikle yetkililerle sorunlar yaşamasına neden oluyor.

The hotspur of the group always pushes everyone to try new things.

Gruptaki en heveslisi, herkesi yeni şeyler denemeye teşvik ediyor.

The hotspur horse galloped across the field, leaving a trail of dust behind.

Heyecanlı at, arkasında toz bulutu bırakarak sahada dört nala koştu.

His hotspur temper often leads to arguments with his colleagues.

Hevesli mizaçı, genellikle iş arkadaşlarıyla tartışmalara yol açıyor.

The hotspur chef is known for his bold and innovative cooking techniques.

Yemek pişirme konusunda cesur ve yenilikçi teknikleriyle tanınan hevesli şef.

The hotspur entrepreneur took risks to build his successful business empire.

Başarılı iş imparatorluğunu kurmak için riskler alan hevesli girişimci.

Popüler Kelimeler

Sıkça aranan kelimeleri keşfedin

Tüm İçeriğin Kilidini Açmak İçin Uygulamayı İndirin

Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!

DictoGo'yu Hemen İndir