hypothesized outcome
varsayımsal sonuç
hypothesized theory
varsayımsal teori
hypothesized model
varsayımsal model
hypothesized relationship
varsayımsal ilişki
hypothesized effect
varsayımsal etki
hypothesized cause
varsayımsal neden
hypothesized variable
varsayımsal değişken
hypothesized mechanism
varsayımsal mekanizma
hypothesized phenomenon
varsayımsal olgu
hypothesized process
varsayımsal süreç
scientists hypothesized that the new drug would improve patient outcomes.
bilim insanları, yeni ilacın hasta sonuçlarını iyileştirebileceğini varsaydılar.
the researchers hypothesized a link between diet and mental health.
araştırmacılar, diyet ile zihinsel sağlık arasında bir bağlantı olduğunu varsaydılar.
she hypothesized that the results would differ based on age.
yaşa bağlı olarak sonuçların farklı olacağını varsaydı.
they hypothesized that climate change could affect migration patterns.
iklim değişikliğinin göç kalıplarını etkileyebileceğini varsaydılar.
the team hypothesized that more exercise leads to better sleep.
takım, daha fazla egzersizin daha iyi uykuya yol açabileceğini varsaydı.
he hypothesized that increased screen time impacts attention span.
ekran süresinin artmasının dikkat süresini etkileyebileceğini varsaydı.
researchers hypothesized that the ancient civilization had advanced technology.
araştırmacılar, antik medeniyetin ileri teknolojiye sahip olduğunu varsaydılar.
the study hypothesized that social media influences public opinion.
sosyal medyanın kamuoyunu etkilediğini varsaydı.
she hypothesized that language skills could predict academic success.
dil becerilerinin akademik başarıyı tahmin edebileceğini varsaydı.
they hypothesized that the phenomenon occurs due to environmental factors.
bu olayın çevresel faktörlerden kaynaklandığını varsaydılar.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir