moral ignoblenesses
ahlaki alçaklıklar
social ignoblenesses
toplumsal alçaklıklar
personal ignoblenesses
kişisel alçaklıklar
political ignoblenesses
siyasi alçaklıklar
ignoblenesses revealed
ortaya çıkan alçaklıklar
expose ignoblenesses
alçaklıkları açığa çıkar
recognize ignoblenesses
alçaklıkları fark et
ignoblenesses in society
toplumdaki alçaklıklar
ignoblenesses of character
karakter alçaklıkları
confront ignoblenesses
alçaklıklara karşı dur
his ignoblenesses were revealed during the trial.
Onun alçaklıkları duruşma sırasında ortaya çıktı.
she could not overlook his ignoblenesses in their friendship.
O, arkadaşlıklarında onun alçaklıklarını göz ardı edemedi.
the politician's ignoblenesses caused a public outcry.
Politikacının alçaklıkları kamuoyunda tepkilere yol açtı.
they discussed the ignoblenesses of the past at the meeting.
Toplantıda geçmişin alçaklıkları tartışıldı.
his ignoblenesses were a topic of conversation among peers.
Onun alçaklıkları meslektaşlar arasında konuşulan bir konu oldu.
we must confront the ignoblenesses in our history.
Tarihimizdeki alçaklıklarla yüzleşmeliyiz.
her ignoblenesses were hidden behind a charming facade.
Onun alçaklıkları, büyüleyici bir görünüşün arkasına gizlenmişti.
he was ashamed of his ignoblenesses and sought redemption.
O, kendi alçaklıklarından utandı ve kurtuluş aradı.
the novel explores the ignoblenesses of human nature.
Roman, insan doğasının alçaklıklarını araştırıyor.
they vowed to expose the ignoblenesses of the organization.
Kurumun alçaklıklarını ortaya çıkarmaya yemin ettiler.
moral ignoblenesses
ahlaki alçaklıklar
social ignoblenesses
toplumsal alçaklıklar
personal ignoblenesses
kişisel alçaklıklar
political ignoblenesses
siyasi alçaklıklar
ignoblenesses revealed
ortaya çıkan alçaklıklar
expose ignoblenesses
alçaklıkları açığa çıkar
recognize ignoblenesses
alçaklıkları fark et
ignoblenesses in society
toplumdaki alçaklıklar
ignoblenesses of character
karakter alçaklıkları
confront ignoblenesses
alçaklıklara karşı dur
his ignoblenesses were revealed during the trial.
Onun alçaklıkları duruşma sırasında ortaya çıktı.
she could not overlook his ignoblenesses in their friendship.
O, arkadaşlıklarında onun alçaklıklarını göz ardı edemedi.
the politician's ignoblenesses caused a public outcry.
Politikacının alçaklıkları kamuoyunda tepkilere yol açtı.
they discussed the ignoblenesses of the past at the meeting.
Toplantıda geçmişin alçaklıkları tartışıldı.
his ignoblenesses were a topic of conversation among peers.
Onun alçaklıkları meslektaşlar arasında konuşulan bir konu oldu.
we must confront the ignoblenesses in our history.
Tarihimizdeki alçaklıklarla yüzleşmeliyiz.
her ignoblenesses were hidden behind a charming facade.
Onun alçaklıkları, büyüleyici bir görünüşün arkasına gizlenmişti.
he was ashamed of his ignoblenesses and sought redemption.
O, kendi alçaklıklarından utandı ve kurtuluş aradı.
the novel explores the ignoblenesses of human nature.
Roman, insan doğasının alçaklıklarını araştırıyor.
they vowed to expose the ignoblenesses of the organization.
Kurumun alçaklıklarını ortaya çıkarmaya yemin ettiler.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir