impassible road
geçilemez yol
impassible barrier
geçilemez engel
impassible terrain
geçilemez arazi
impassible path
geçilemez patika
impassible conditions
geçilemez koşullar
impassible situation
geçilemez durum
impassible route
geçilemez rota
impassible snow
geçilemez kar
impassible obstacle
geçilemez engel
impassible landscape
geçilemez manzara
the road was impassible due to heavy snowfall.
yoğun kar nedeniyle yol geçilemez durumdaydı.
after the flood, many areas became impassible.
selden sonra birçok alan geçilemez oldu.
the mountain trail was impassible for hikers.
dağ yolu yürüyüşçüler için geçilemez durumdaydı.
they found the bridge impassible after the storm.
fırtınadan sonra köprünün geçilemez olduğunu fark ettiler.
during the winter, some roads become impassible.
kışın bazı yollar geçilemez hale gelir.
the landslide made the path impassible.
heyelan yolu geçilemez hale getirdi.
emergency services were delayed by impassible streets.
geçit olmayan yollar nedeniyle acil servisler gecikti.
they had to turn back because the route was impassible.
güzergah geçilemez olduğu için geri dönmek zorunda kaldılar.
the access road was declared impassible after the accident.
kaza sonrası erişim yolu geçilemez olarak ilan edildi.
some regions remain impassible even in summer.
bazı bölgeler yaz aylarında bile geçilemez durumda kalıyor.
impassible road
geçilemez yol
impassible barrier
geçilemez engel
impassible terrain
geçilemez arazi
impassible path
geçilemez patika
impassible conditions
geçilemez koşullar
impassible situation
geçilemez durum
impassible route
geçilemez rota
impassible snow
geçilemez kar
impassible obstacle
geçilemez engel
impassible landscape
geçilemez manzara
the road was impassible due to heavy snowfall.
yoğun kar nedeniyle yol geçilemez durumdaydı.
after the flood, many areas became impassible.
selden sonra birçok alan geçilemez oldu.
the mountain trail was impassible for hikers.
dağ yolu yürüyüşçüler için geçilemez durumdaydı.
they found the bridge impassible after the storm.
fırtınadan sonra köprünün geçilemez olduğunu fark ettiler.
during the winter, some roads become impassible.
kışın bazı yollar geçilemez hale gelir.
the landslide made the path impassible.
heyelan yolu geçilemez hale getirdi.
emergency services were delayed by impassible streets.
geçit olmayan yollar nedeniyle acil servisler gecikti.
they had to turn back because the route was impassible.
güzergah geçilemez olduğu için geri dönmek zorunda kaldılar.
the access road was declared impassible after the accident.
kaza sonrası erişim yolu geçilemez olarak ilan edildi.
some regions remain impassible even in summer.
bazı bölgeler yaz aylarında bile geçilemez durumda kalıyor.
Explore frequently searched vocabulary
Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!
Download DictoGo Now