improviser

[ABD]/'ɪmprə,vaɪzɚ/
Frekans: Çok Yüksek

Çeviri

n. doğaçlama yapan veya oynayan veya konuşan kişi

Örnek Cümleler

She is a talented improviser.

O yetenekli bir doğaçlamacı.

The improviser quickly came up with a solution to the problem.

Doğaçlamacı, probleme hızlı bir çözüm buldu.

The improviser amazed the audience with her creativity.

Doğaçlamacı, yaratıcılığıyla seyirciyi hayrete bıraktı.

Being an improviser requires quick thinking and adaptability.

Doğaçlama yapmak hızlı düşünme ve uyum yeteneği gerektirir.

The improviser seamlessly blended different musical styles together.

Doğaçlamacı, farklı müzik tarzlarını kusursuz bir şekilde bir araya getirdi.

The improviser's performance was filled with spontaneity and energy.

Doğaçlacının performansı doğaçlıklık ve enerjiyle doluydu.

He is known for his skills as an improviser in comedy.

Komedi alanındaki doğaçlama becerileriyle tanınıyor.

The improviser's ability to think on her feet impressed everyone.

Doğaçlacının ayaküstü düşünme yeteneği herkesi etkiledi.

The improviser's performance was a perfect blend of humor and wit.

Doğaçlacının performansı mizah ve zekanın mükemmel bir karışımıydı.

The improviser's creativity shone through in her impromptu speech.

Doğaçlacının yaratıcılığı, doğaçta yaptığı konuşmasında ortaya çıktı.

Popüler Kelimeler

Sıkça aranan kelimeleri keşfedin

Tüm İçeriğin Kilidini Açmak İçin Uygulamayı İndirin

Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!

DictoGo'yu Hemen İndir