incarnadines

[US]/ɪnˈkɑːnədiːn/
[UK]/ɪnˈkɑrnəˌdin/
Frequency: Very High

Translation

adj. et renkli; koyu kırmızı; kanlı
vt. kırmızıya boyamak
n. et rengi; koyu kırmızı

Phrases & Collocations

incarnadine hue

kırmızımşı renk

incarnadine sky

kırmızımşı gökyüzü

incarnadine glow

kırmızımşı parlaklık

incarnadine blush

kırmızımşı yanak

incarnadine stain

kırmızımşı leke

incarnadine waves

kırmızımşı dalgalar

incarnadine petals

kırmızımşı taç yaprakları

incarnadine dreams

kırmızımşı rüyalar

incarnadine light

kırmızımşı ışık

incarnadine shadows

kırmızımşı gölgeler

Example Sentences

the sky turned an incarnadine hue at sunset.

Gün batımında gökyüzü bir bakır kırmızısı tonuna büründü.

her lips were painted in an incarnadine shade.

Dudakları bakır kırmızısı bir tonla boyanmıştı.

the artist used incarnadine to depict the roses.

Sanatçı, gülleri tasvir etmek için bakır kırmızısı kullandı.

he wore an incarnadine tie to the party.

Partiye bakır kırmızısı bir kravat giymişti.

the book's cover was adorned with an incarnadine design.

Kitabın kapağı bakır kırmızısı bir tasarımla süslenmişti.

she felt an incarnadine flush of embarrassment.

Utançtan bakır kırmızısı bir kızardı.

the sunset painted the horizon in an incarnadine glow.

Gün batımı, ufku bakır kırmızısı bir parıltıyla boyadı.

incarnadine stains marked the artist's hands.

Bakır kırmızısı lekeler sanatçının ellerini işaretliyordu.

the walls were decorated in an incarnadine color.

Duvarlar bakır kırmızısı bir renkle dekore edilmişti.

her dress was a striking incarnadine that caught everyone's eye.

Elbisesi herkesin gözünü çeken çarpıcı bir bakır kırmızısıydı.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now