extreme indigence
aşırı yoksulluk
indigence relief
yoksulluk yardımı
indigence assistance
yoksulluk yardımı
indigence crisis
yoksulluk krizi
indigence level
yoksulluk düzeyi
indigence issue
yoksulluk sorunu
indigence support
yoksulluk desteği
indigence program
yoksulluk programı
indigence situation
yoksulluk durumu
indigence condition
yoksulluk durumu
his indigence forced him to seek help from local charities.
Onun yoksulluğu, yerel hayır kurumlarından yardım istemesini sağladı.
the government implemented programs to alleviate indigence in the community.
Hükümet, toplumda yoksulluğu hafifletmek için programlar uyguladı.
indigence can lead to a cycle of disadvantage for families.
Yoksulluk, aileler için dezavantajlı bir döngüye yol açabilir.
she dedicated her life to fighting against indigence and inequality.
O, yoksulluk ve eşitsizlikle mücadele etmek için hayatını adadı.
many organizations are working to reduce indigence among the elderly.
Birçok kuruluş, yaşlılar arasında yoksulluğu azaltmak için çalışıyor.
indigence often affects access to education and healthcare.
Yoksulluk, genellikle eğitim ve sağlık hizmetlerine erişimi etkiler.
the documentary highlighted the realities of indigence in urban areas.
Belgesel, kentsel alanlarda yoksulluğun gerçeklerini vurguladı.
she experienced indigence after losing her job unexpectedly.
Beklenmedik bir şekilde işini kaybettikten sonra yoksulluk yaşadı.
indigence is often accompanied by social stigma and isolation.
Yoksulluk genellikle sosyal damgalama ve izolasyon ile birlikte gelir.
efforts to combat indigence require community involvement and support.
Yoksullukla mücadele çabaları, toplum katılımı ve desteği gerektirir.
extreme indigence
aşırı yoksulluk
indigence relief
yoksulluk yardımı
indigence assistance
yoksulluk yardımı
indigence crisis
yoksulluk krizi
indigence level
yoksulluk düzeyi
indigence issue
yoksulluk sorunu
indigence support
yoksulluk desteği
indigence program
yoksulluk programı
indigence situation
yoksulluk durumu
indigence condition
yoksulluk durumu
his indigence forced him to seek help from local charities.
Onun yoksulluğu, yerel hayır kurumlarından yardım istemesini sağladı.
the government implemented programs to alleviate indigence in the community.
Hükümet, toplumda yoksulluğu hafifletmek için programlar uyguladı.
indigence can lead to a cycle of disadvantage for families.
Yoksulluk, aileler için dezavantajlı bir döngüye yol açabilir.
she dedicated her life to fighting against indigence and inequality.
O, yoksulluk ve eşitsizlikle mücadele etmek için hayatını adadı.
many organizations are working to reduce indigence among the elderly.
Birçok kuruluş, yaşlılar arasında yoksulluğu azaltmak için çalışıyor.
indigence often affects access to education and healthcare.
Yoksulluk, genellikle eğitim ve sağlık hizmetlerine erişimi etkiler.
the documentary highlighted the realities of indigence in urban areas.
Belgesel, kentsel alanlarda yoksulluğun gerçeklerini vurguladı.
she experienced indigence after losing her job unexpectedly.
Beklenmedik bir şekilde işini kaybettikten sonra yoksulluk yaşadı.
indigence is often accompanied by social stigma and isolation.
Yoksulluk genellikle sosyal damgalama ve izolasyon ile birlikte gelir.
efforts to combat indigence require community involvement and support.
Yoksullukla mücadele çabaları, toplum katılımı ve desteği gerektirir.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir