inflow

[US]/'ɪnfləʊ/
[UK]/'ɪnflo/
Frequency: Very High

Translation

n. akışa girme eylemi; içeri akış yapan bir şey; içeri akış yapan bir miktar
vi. içeri akmak; piyasaya geri dolaşmak
Word Forms
Pluralinflows
Present Participleinflowing

Phrases & Collocations

cash inflow

nakit akışı

increase in inflow

akışta artış

foreign capital inflow

yabancı sermaye akışı

water inflow

su akışı

capital inflow

sermaye akışı

net inflow

net giriş

Example Sentences

an inflow of water; an inflow of information.

su akışı; bilgi akışı.

some enclosed seas are subject to large inflows of fresh water.

Bazı kapalı denizler büyük miktarda tatlı su akışına maruz kalır.

The maximum depth of the pit is mainly related to the inflow angle, unit discharge and the perviousness of the dike etc. with the maximum impact from the Unit discharge.

Çukurun maksimum derinliği, esas olarak giriş açısı, birim debi ve setin geçirgenliği gibi faktörlerle ilgilidir; maksimum etki ise birim debiden kaynaklanmaktadır.

The inflow of tourists has significantly boosted the local economy.

Turistlerin akışı yerel ekonomiyi önemli ölçüde canlandırdı.

The company experienced a sudden inflow of new orders after the product launch.

Ürün lansmanından sonra şirket ani bir şekilde yeni sipariş akışı yaşadı.

The inflow of information from various sources can be overwhelming.

Çeşitli kaynaklardan gelen bilgi akışı bunaltıcı olabilir.

The inflow of donations helped the charity organization continue its work.

Bağış akışı, hayır kurumunun çalışmalarına devam etmesine yardımcı oldu.

The inflow of immigrants has diversified the cultural landscape of the city.

Göçmenlerin akışı şehrin kültürel manzarasını çeşitlendirdi.

The sudden inflow of capital into the market caused a surge in stock prices.

Piyasaya giren ani sermaye akışı, hisse senedi fiyatlarında bir artışa neden oldu.

The inflow of talent is crucial for the growth of any organization.

Yetenek akışı, herhangi bir kuruluşun büyümesi için çok önemlidir.

The inflow of foreign investment has helped improve the country's infrastructure.

Yabancı yatırım akışı ülkenin altyapısının iyileşmesine yardımcı oldu.

The inflow of new ideas is essential for innovation in any field.

Yeni fikirlerin akışı, her alanda yenilik için çok önemlidir.

The sudden inflow of water caused flooding in the low-lying areas.

Ani su akışı, alçak bölgelerde sel baskınlarına neden oldu.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now