the inscrutability
belirsizlik
inscrutability of fate
kaderin belirsizliği
inscrutability of nature
doğanın belirsizliği
inscrutability revealed
ortaya çıkan belirsizlik
inscrutability in silence
sessizlikteki belirsizlik
inscrutability of truth
gerçeğin belirsizliği
inscrutability of love
aşkın belirsizliği
inscrutability of time
zamanın belirsizliği
inscrutability in art
sanattaki belirsizlik
her inscrutability made it difficult to understand her true feelings.
Onun anlaşılmazlığı, gerçek duygularını anlamayı zorlaştırdı.
the inscrutability of the ancient texts left scholars puzzled.
Antik metinlerin anlaşılmazlığı, bilim insanlarını şaşkına çevirdi.
his inscrutability is what draws people to him.
Onun anlaşılmazlığı, insanların ona çekilmesinin nedeni.
there was an inscrutability in her smile that intrigued him.
Onun gülüşünde onu merak ettiren bir anlaşılmazlık vardı.
in the realm of art, inscrutability can be a powerful tool.
Sanatın dünyasında, anlaşılmazlık güçlü bir araç olabilir.
the inscrutability of the universe has fascinated scientists for centuries.
Evrenin anlaşılmazlığı, bilim insanlarını yüzyıllardır büyülemiştir.
her inscrutability often led to misunderstandings among her friends.
Onun anlaşılmazlığı, genellikle arkadaşları arasında yanlış anlaşılmalara yol açtı.
the inscrutability of his motives raised many questions.
Onun amaçlarının anlaşılmazlığı birçok soru işareti yarattı.
inscrutability can be a strategic advantage in negotiations.
Anlaşılmazlık, müzakerelerde stratejik bir avantaj olabilir.
the inscrutability of her gaze made him uneasy.
Onun bakışlarındaki anlaşılmazlık onu rahatsız etti.
the inscrutability
belirsizlik
inscrutability of fate
kaderin belirsizliği
inscrutability of nature
doğanın belirsizliği
inscrutability revealed
ortaya çıkan belirsizlik
inscrutability in silence
sessizlikteki belirsizlik
inscrutability of truth
gerçeğin belirsizliği
inscrutability of love
aşkın belirsizliği
inscrutability of time
zamanın belirsizliği
inscrutability in art
sanattaki belirsizlik
her inscrutability made it difficult to understand her true feelings.
Onun anlaşılmazlığı, gerçek duygularını anlamayı zorlaştırdı.
the inscrutability of the ancient texts left scholars puzzled.
Antik metinlerin anlaşılmazlığı, bilim insanlarını şaşkına çevirdi.
his inscrutability is what draws people to him.
Onun anlaşılmazlığı, insanların ona çekilmesinin nedeni.
there was an inscrutability in her smile that intrigued him.
Onun gülüşünde onu merak ettiren bir anlaşılmazlık vardı.
in the realm of art, inscrutability can be a powerful tool.
Sanatın dünyasında, anlaşılmazlık güçlü bir araç olabilir.
the inscrutability of the universe has fascinated scientists for centuries.
Evrenin anlaşılmazlığı, bilim insanlarını yüzyıllardır büyülemiştir.
her inscrutability often led to misunderstandings among her friends.
Onun anlaşılmazlığı, genellikle arkadaşları arasında yanlış anlaşılmalara yol açtı.
the inscrutability of his motives raised many questions.
Onun amaçlarının anlaşılmazlığı birçok soru işareti yarattı.
inscrutability can be a strategic advantage in negotiations.
Anlaşılmazlık, müzakerelerde stratejik bir avantaj olabilir.
the inscrutability of her gaze made him uneasy.
Onun bakışlarındaki anlaşılmazlık onu rahatsız etti.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir