jangling nerves
çınlayan sinirler
jangling keys
çınlayan anahtarlar
jangling sounds
çınlayan sesler
jangling music
çınlayan müzik
jangling coins
çınlayan madeni paralar
jangling voices
çınlayan sesler
jangling bells
çınlayan çanlar
jangling thoughts
çınlayan düşünceler
jangling laughter
çınlayan kahkahalar
jangling echoes
çınlayan yankılar
her jangling keys echoed in the quiet hallway.
sarsıntı yaratan anahtarlarının sesi sessiz koridorda yankılandı.
the jangling of the bells signaled the arrival of the guests.
Çanların sesi misafirlerin gelişiyle işaret etti.
his jangling nerves made it hard to concentrate.
Sinirleri yüzünden odaklanmakta zorlandı.
the jangling sound of the train's whistle filled the air.
Tren düdüğünün sarsıntılı sesi havayı doldurdu.
she felt a jangling excitement as the concert began.
Konser başlarken içimde yankılanan bir heyecan hissetti.
the jangling of the coins in his pocket was annoying.
cebindeki madeni paralardan gelen sarsıntı sesi sinir bozucuydu.
jangling emotions can lead to misunderstandings in a relationship.
Sarsıntılı duygular bir ilişkide yanlış anlaşılmalara yol açabilir.
the jangling noise from the old car was hard to ignore.
Eski arabadan gelen sarsıntılı ses görmezden gelmekte zor oluyordu.
his jangling thoughts kept him awake at night.
Düşünceleri onu gece uykusuz bıraktı.
the jangling sound of the wind chimes was soothing.
Rüzgar zillerinin sarsıntılı sesi rahatlatıcıydı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir