jeopardizing safety
güvenliği tehlikeye atmak
jeopardizing health
sağlığı tehlikeye atmak
jeopardizing future
geleceği tehlikeye atmak
jeopardizing progress
ilerlemeyi tehlikeye atmak
jeopardizing trust
güveni tehlikeye atmak
jeopardizing relationships
ilişkileri tehlikeye atmak
jeopardizing success
başarıyı tehlikeye atmak
jeopardizing security
güvenliği tehlikeye atmak
jeopardizing stability
istikrarı tehlikeye atmak
jeopardizing reputation
itibarı tehlikeye atmak
his reckless driving is jeopardizing the safety of others.
Onun dikkatsiz sürüşü başkalarının güvenliğini tehlikeye atıyor.
the company is jeopardizing its future by ignoring market trends.
Şirket, piyasa trendlerini göz ardı ederek geleceğini tehlikeye atıyor.
they are jeopardizing their health by not exercising regularly.
Düzenli egzersiz yapmayarak sağlıklarını tehlikeye atıyorlar.
jeopardizing the environment can lead to severe consequences.
Çevreyi tehlikeye atmak ciddi sonuçlara yol açabilir.
his actions are jeopardizing the project's success.
Onun eylemleri projenin başarısını tehlikeye atıyor.
jeopardizing your reputation can have long-lasting effects.
İtibarınızı tehlikeye atmak uzun süreli etkilere sahip olabilir.
they are jeopardizing their relationship by not communicating.
İletişim kurmayarak ilişkilerini tehlikeye atıyorlar.
jeopardizing the trust of your team can lead to failure.
Ekibinizin güvenini tehlikeye atmak başarısızlığa yol açabilir.
his decisions are jeopardizing the entire operation.
Onun kararları tüm operasyonu tehlikeye atıyor.
jeopardizing your education is a serious mistake.
Eğitimini tehlikeye atmak ciddi bir hatadır.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir