jockeying for position
pozisyon için yarışmak
jockeying for power
güç için yarışmak
jockeying for influence
etki için yarışmak
jockeying for attention
dikkat çekmek için yarışmak
jockeying for votes
oylar için yarışmak
jockeying for control
kontrol için yarışmak
jockeying for advantage
avantaj için yarışmak
jockeying for resources
kaynaklar için yarışmak
jockeying for leadership
liderlik için yarışmak
jockeying for access
erişim için yarışmak
the candidates are jockeying for position in the election.
adaylar seçimde konumları için yarışıyor.
they were jockeying for control of the company.
şirketin kontrolü için yarışıyorlardı.
the athletes are jockeying for the top spot in the rankings.
sporcular sıralamalarda zirve için yarışıyorlar.
he spent years jockeying for a promotion at work.
işte terfi etmek için yıllarca uğraştı.
during the negotiations, both sides were jockeying for advantages.
müzakereler sırasında her iki taraf da avantajlar için yarışıyordu.
they were jockeying for attention at the conference.
konferansta dikkat çekmek için yarışıyorlardı.
the teams are jockeying for a playoff position.
takımlar play-off pozisyonu için yarışıyorlar.
she is always jockeying for her boss's favor.
her zaman patronunun lütfunu kazanmaya çalışıyor.
investors are jockeying for the best deals in the market.
yatırımcılar piyasada en iyi fırsatlar için yarışıyorlar.
they were jockeying for the best seats at the concert.
konserde en iyi yerler için yarışıyorlardı.
jockeying for position
pozisyon için yarışmak
jockeying for power
güç için yarışmak
jockeying for influence
etki için yarışmak
jockeying for attention
dikkat çekmek için yarışmak
jockeying for votes
oylar için yarışmak
jockeying for control
kontrol için yarışmak
jockeying for advantage
avantaj için yarışmak
jockeying for resources
kaynaklar için yarışmak
jockeying for leadership
liderlik için yarışmak
jockeying for access
erişim için yarışmak
the candidates are jockeying for position in the election.
adaylar seçimde konumları için yarışıyor.
they were jockeying for control of the company.
şirketin kontrolü için yarışıyorlardı.
the athletes are jockeying for the top spot in the rankings.
sporcular sıralamalarda zirve için yarışıyorlar.
he spent years jockeying for a promotion at work.
işte terfi etmek için yıllarca uğraştı.
during the negotiations, both sides were jockeying for advantages.
müzakereler sırasında her iki taraf da avantajlar için yarışıyordu.
they were jockeying for attention at the conference.
konferansta dikkat çekmek için yarışıyorlardı.
the teams are jockeying for a playoff position.
takımlar play-off pozisyonu için yarışıyorlar.
she is always jockeying for her boss's favor.
her zaman patronunun lütfunu kazanmaya çalışıyor.
investors are jockeying for the best deals in the market.
yatırımcılar piyasada en iyi fırsatlar için yarışıyorlar.
they were jockeying for the best seats at the concert.
konserde en iyi yerler için yarışıyorlardı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir