joven

[ABD]/ˈhəʊvən/
[İngiltere]/ˈhoʊvən/
Frekans: Çok Yüksek

Çeviri

adj. genç; gençlik
n. genç kişi; gençlik

Örnek Cümleler

the young generation is shaping the future of technology.

Günümüzün genç nesili teknolojinin geleceğini şekillendiriyor.

being young allows you to recover from mistakes quickly.

Genç olmak, hatalardan hızlıca kurtulmanı sağlar.

young people often have a fresh perspective on old problems.

Genç insanlar, eski problemlere dair taze bir bakış açısı genellikle sahiptir.

he was a young man with big dreams and ambition.

O, büyük hayalleri ve azmi olan genç bir adamdı.

a young child learns languages much faster than an adult.

Bir çocuk, yetişkinlere göre dilleri çok daha hızlı öğrenir.

she is a young professional looking for career opportunities.

O, kariyer fırsatları arayan genç bir profesyoneldir.

the young couple bought their first house last month.

Genç çift, geçen ay ilk evlerini aldı.

young drivers are statistically more likely to have accidents.

Genç sürücüler, istatistiksel olarak kaza yapma olasılıkları daha yüksektir.

every young artist needs a mentor to guide them.

Her genç sanatçı, onları rehberlik edecek bir mentör ihtiyaç duyar.

young adults face a lot of pressure in today's economy.

Genç yetişkinler, bugünün ekonomisinde birçok baskıyla karşı karşıyadır.

staying young at heart is the secret to a happy life.

Kalbinde genç kalmak mutlu bir hayatın sırrıdır.

the movie tells the story of a young hero saving the world.

Film, dünyayı kurtaran genç bir kahramanın hikayesini anlatır.

Popüler Kelimeler

Sıkça aranan kelimeleri keşfedin

Tüm İçeriğin Kilidini Açmak İçin Uygulamayı İndirin

Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!

DictoGo'yu Hemen İndir