| Plural | laagers |
laager camp
laager kampı
laager formation
laager oluşumu
laager defense
laager savunması
laager site
laager alanı
laager strategy
laager stratejisi
laager structure
laager yapısı
laager area
laager bölgesi
laager position
laager konumu
laager group
laager grubu
laager team
laager ekibi
we set up a laager for protection during the night.
Gece boyunca koruma için bir karavan kurduk.
the laager provided a safe space for the travelers.
Karavan, yolcular için güvenli bir alan sağladı.
they decided to laager near the river for fresh water.
Taze su için nehrin yakınında karavan kurmaya karar verdiler.
the soldiers formed a laager to defend against the enemy.
Askerler, düşmana karşı savunmak için bir karavan oluşturdu.
during the storm, the group stayed inside the laager.
Fırtına sırasında grup karavanın içinde kaldı.
building a laager was essential for their survival.
Karavan kurmak onların hayatta kalmaları için hayati önem taşıyordu.
the laager was surrounded by a protective barrier.
Karavan koruyucu bir bariyerle çevriliydi.
they used the laager as a base for their expedition.
Onlar, seferleri için karavanı bir üs olarak kullandılar.
after a long journey, they finally reached the laager.
Uzun bir yolculuktan sonra sonunda karavana ulaştılar.
the laager served as a meeting point for the group.
Karavan, grup için bir buluşma noktası olarak hizmet verdi.
laager camp
laager kampı
laager formation
laager oluşumu
laager defense
laager savunması
laager site
laager alanı
laager strategy
laager stratejisi
laager structure
laager yapısı
laager area
laager bölgesi
laager position
laager konumu
laager group
laager grubu
laager team
laager ekibi
we set up a laager for protection during the night.
Gece boyunca koruma için bir karavan kurduk.
the laager provided a safe space for the travelers.
Karavan, yolcular için güvenli bir alan sağladı.
they decided to laager near the river for fresh water.
Taze su için nehrin yakınında karavan kurmaya karar verdiler.
the soldiers formed a laager to defend against the enemy.
Askerler, düşmana karşı savunmak için bir karavan oluşturdu.
during the storm, the group stayed inside the laager.
Fırtına sırasında grup karavanın içinde kaldı.
building a laager was essential for their survival.
Karavan kurmak onların hayatta kalmaları için hayati önem taşıyordu.
the laager was surrounded by a protective barrier.
Karavan koruyucu bir bariyerle çevriliydi.
they used the laager as a base for their expedition.
Onlar, seferleri için karavanı bir üs olarak kullandılar.
after a long journey, they finally reached the laager.
Uzun bir yolculuktan sonra sonunda karavana ulaştılar.
the laager served as a meeting point for the group.
Karavan, grup için bir buluşma noktası olarak hizmet verdi.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir