excessive lachrymations
aşırı gözyaşı akıntısı
lachrymations of joy
sevinç gözyaşları
chronic lachrymations
kronik gözyaşı akıntısı
lachrymations during movies
filmler sırasında gözyaşı akıntısı
lachrymations from laughter
gülmekten gözyaşı akıntısı
lachrymations of sadness
üzüntüden gözyaşı akıntısı
spontaneous lachrymations
spontan gözyaşı akıntısı
lachrymations in response
tepki olarak gözyaşı akıntısı
lachrymations from onions
soğanlardan kaynaklanan gözyaşı akıntısı
lachrymations of relief
rahatlama gözyaşları
her constant lachrymations were a sign of her deep sadness.
Onun sürekli gözyaşı dökme halleri, derin üzüntüsünün bir işaretiydi.
during the movie, there were many lachrymations from the audience.
Film sırasında, izleyicilerden birçok kez gözyaşı döküldü.
the lachrymations of the child tugged at my heartstrings.
Çocuğun gözyaşları kalbime dokundu.
his lachrymations were unexpected during the heartfelt speech.
Kalpten gelen konuşma sırasında gözyaşları beklenmedikti.
she tried to hide her lachrymations behind a smile.
Gülümayışının arkasına gözyaşlarını saklamaya çalıştı.
the poet's words often evoke lachrymations in his readers.
Şairin sözleri okuyucularında genellikle gözyaşı uyandırır.
his lachrymations were a clear indication of his grief.
Gözyaşları, acısının açık bir göstergesiydi.
after the news, there were widespread lachrymations among the community.
Haberden sonra, topluluk arasında yaygın gözyaşı döküldü.
she composed herself despite the lachrymations that followed the loss.
Kayıpın ardından gelen gözyaşlarına rağmen kendini topladı.
his lachrymations during the farewell were heartfelt.
Veda sırasında gözyaşları içten ve kalpten gelmişti.
excessive lachrymations
aşırı gözyaşı akıntısı
lachrymations of joy
sevinç gözyaşları
chronic lachrymations
kronik gözyaşı akıntısı
lachrymations during movies
filmler sırasında gözyaşı akıntısı
lachrymations from laughter
gülmekten gözyaşı akıntısı
lachrymations of sadness
üzüntüden gözyaşı akıntısı
spontaneous lachrymations
spontan gözyaşı akıntısı
lachrymations in response
tepki olarak gözyaşı akıntısı
lachrymations from onions
soğanlardan kaynaklanan gözyaşı akıntısı
lachrymations of relief
rahatlama gözyaşları
her constant lachrymations were a sign of her deep sadness.
Onun sürekli gözyaşı dökme halleri, derin üzüntüsünün bir işaretiydi.
during the movie, there were many lachrymations from the audience.
Film sırasında, izleyicilerden birçok kez gözyaşı döküldü.
the lachrymations of the child tugged at my heartstrings.
Çocuğun gözyaşları kalbime dokundu.
his lachrymations were unexpected during the heartfelt speech.
Kalpten gelen konuşma sırasında gözyaşları beklenmedikti.
she tried to hide her lachrymations behind a smile.
Gülümayışının arkasına gözyaşlarını saklamaya çalıştı.
the poet's words often evoke lachrymations in his readers.
Şairin sözleri okuyucularında genellikle gözyaşı uyandırır.
his lachrymations were a clear indication of his grief.
Gözyaşları, acısının açık bir göstergesiydi.
after the news, there were widespread lachrymations among the community.
Haberden sonra, topluluk arasında yaygın gözyaşı döküldü.
she composed herself despite the lachrymations that followed the loss.
Kayıpın ardından gelen gözyaşlarına rağmen kendini topladı.
his lachrymations during the farewell were heartfelt.
Veda sırasında gözyaşları içten ve kalpten gelmişti.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir