landowning

[US]/'lænd,onɪŋ/
Frequency: Very High

Translation

adj. arazi sahibi olan, arazi mülkiyeti ile ilgili
n. ev sahipliği durumu

Example Sentences

Hadrian belonged to an upwardly mobile Spanish landowning elite that had grown rich selling olive oil.

Hadrian, yükselişte olan İspanyol toprak sahibi elitlere aitti ve zeytinyağı satarak zengin olmuşlardı.

landowning families in the region

bölgedeki toprak sahibi aileler

Real-world Examples

The landowning Bayazidis are Muslim, the trading Gregoroses, Christian.

Toprak sahibi Bayazidler Müslüman, ticaretle uğraşan Gregoroslar ise Hristiyandır.

Source: The Economist Culture

By the early 19th century, successful industrialists became more  powerful than landowning aristocrats.

19. yüzyılın başlarına göre, başarılı sanayiciler toprak sahibi aristokratlardan daha güçlü hale geldi.

Source: Charming history

This alliance between conservative landowning elites and the army - especially in the face of calls for land reform or economic justice - would happen over and over again in Latin America for the next century and a half.

Muhafazkar toprak sahibi elitler ile ordu arasındaki bu ittifak - özellikle toprak reformu veya ekonomik adalet çağrıları karşısında - önümüzdeki yüzyılın yarısında Latin Amerika'da tekrar tekrar yaşanacaktı.

Source: World History Crash Course

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now