| Plural | lapdogs |
lapdog politics
köpeğe bağlı siyaset
lapdog attitude
köpeğe bağlı tutum
lapdog behavior
köpeğe bağlı davranış
lapdog loyalty
köpeğe bağlı sadakat
lapdog mentality
köpeğe bağlı zihniyet
lapdog government
köpeğe bağlı hükümet
lapdog media
köpeğe bağlı medya
lapdog friend
köpeğe bağlı arkadaş
lapdog follower
köpeğe bağlı takipçi
lapdog influence
köpeğe bağlı etki
he treats his assistant like a lapdog.
O, yardımcısını bir havlamış gibi davranıyor.
she has become a lapdog for the wealthy elite.
O, zengin seçkinler için bir havlamış haline geldi.
the politician's lapdog was always by his side.
Politikacının havlamışı her zaman onun yanında olurdu.
critics claim he is just a lapdog of the corporation.
Eleştirmenler, onun sadece şirketin bir havlamışı olduğunu iddia ediyor.
many see him as a lapdog rather than a leader.
Birçok kişi onu bir liderden ziyade bir havlamış olarak görüyor.
she refused to be a lapdog in the office politics.
O, ofis siyasetinde bir havlamış olmak istemedi.
his lapdog mentality prevents him from thinking independently.
Onun havlamış zihniyeti, bağımsız düşünmesini engelliyor.
the ceo's lapdog approach annoyed many employees.
CEO'nun havlamış yaklaşımı birçok çalışanı rahatsız etti.
don't be a lapdog; stand up for your beliefs.
Bir havlamış olma; inançların için ayağa kalk.
she felt like a lapdog, always following orders.
Kendini bir havlamış gibi hissediyordu, her zaman emirleri takip ediyordu.
lapdog politics
köpeğe bağlı siyaset
lapdog attitude
köpeğe bağlı tutum
lapdog behavior
köpeğe bağlı davranış
lapdog loyalty
köpeğe bağlı sadakat
lapdog mentality
köpeğe bağlı zihniyet
lapdog government
köpeğe bağlı hükümet
lapdog media
köpeğe bağlı medya
lapdog friend
köpeğe bağlı arkadaş
lapdog follower
köpeğe bağlı takipçi
lapdog influence
köpeğe bağlı etki
he treats his assistant like a lapdog.
O, yardımcısını bir havlamış gibi davranıyor.
she has become a lapdog for the wealthy elite.
O, zengin seçkinler için bir havlamış haline geldi.
the politician's lapdog was always by his side.
Politikacının havlamışı her zaman onun yanında olurdu.
critics claim he is just a lapdog of the corporation.
Eleştirmenler, onun sadece şirketin bir havlamışı olduğunu iddia ediyor.
many see him as a lapdog rather than a leader.
Birçok kişi onu bir liderden ziyade bir havlamış olarak görüyor.
she refused to be a lapdog in the office politics.
O, ofis siyasetinde bir havlamış olmak istemedi.
his lapdog mentality prevents him from thinking independently.
Onun havlamış zihniyeti, bağımsız düşünmesini engelliyor.
the ceo's lapdog approach annoyed many employees.
CEO'nun havlamış yaklaşımı birçok çalışanı rahatsız etti.
don't be a lapdog; stand up for your beliefs.
Bir havlamış olma; inançların için ayağa kalk.
she felt like a lapdog, always following orders.
Kendini bir havlamış gibi hissediyordu, her zaman emirleri takip ediyordu.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir