lead-in question
giriş sorusu
lead-in to
giriş yapmak için
lead-in section
giriş bölümü
lead-in phrase
giriş ifadesi
lead-in role
giriş rolü
lead-in speaker
giriş konuşmacısı
lead-in event
giriş etkinliği
lead-in performance
giriş performansı
lead-in discussion
giriş tartışması
lead-in introduction
giriş tanıtımı
the speaker used a personal anecdote as a lead-in to his presentation.
Konuşmacı, sunumuna giriş olarak kişisel bir anekdot kullandı.
the news report provided a detailed lead-in to the upcoming election.
Haber raporu, yaklaşan seçimlere ilişkin ayrıntılı bir giriş sağladı.
a catchy jingle served as a great lead-in for the radio advertisement.
Akılda kalıcı bir jingle, radyo reklamı için harika bir giriş oldu.
the author's introduction acted as a compelling lead-in to the novel.
Yazarın girişi, romana ilgi çekici bir giriş oldu.
the film's opening scene provided a dramatic lead-in to the main plot.
Filmin açılış sahnesi, ana olay örgüsüne dramatik bir giriş sağladı.
the question was designed as a lead-in to a class discussion.
Soru, sınıf tartışmasına giriş olarak tasarlanmıştı.
the band played a familiar song as a lead-in to their new material.
Grup, yeni materyallerine giriş olarak tanıdık bir şarkı çaldı.
the comedian used a self-deprecating joke as a lead-in to his routine.
Komedyen, rutinine giriş olarak kendini küçümseyen bir şaka kullandı.
the editor included a brief summary as a lead-in to the article.
Editör, makaleye giriş olarak kısa bir özet ekledi.
the professor's question served as a useful lead-in to the lecture.
Profesörün sorusu, ders için faydalı bir giriş oldu.
the introduction provided a clear lead-in to the research paper's methodology.
Giriş, araştırma makalesinin metodolojisine net bir giriş sağladı.
lead-in question
giriş sorusu
lead-in to
giriş yapmak için
lead-in section
giriş bölümü
lead-in phrase
giriş ifadesi
lead-in role
giriş rolü
lead-in speaker
giriş konuşmacısı
lead-in event
giriş etkinliği
lead-in performance
giriş performansı
lead-in discussion
giriş tartışması
lead-in introduction
giriş tanıtımı
the speaker used a personal anecdote as a lead-in to his presentation.
Konuşmacı, sunumuna giriş olarak kişisel bir anekdot kullandı.
the news report provided a detailed lead-in to the upcoming election.
Haber raporu, yaklaşan seçimlere ilişkin ayrıntılı bir giriş sağladı.
a catchy jingle served as a great lead-in for the radio advertisement.
Akılda kalıcı bir jingle, radyo reklamı için harika bir giriş oldu.
the author's introduction acted as a compelling lead-in to the novel.
Yazarın girişi, romana ilgi çekici bir giriş oldu.
the film's opening scene provided a dramatic lead-in to the main plot.
Filmin açılış sahnesi, ana olay örgüsüne dramatik bir giriş sağladı.
the question was designed as a lead-in to a class discussion.
Soru, sınıf tartışmasına giriş olarak tasarlanmıştı.
the band played a familiar song as a lead-in to their new material.
Grup, yeni materyallerine giriş olarak tanıdık bir şarkı çaldı.
the comedian used a self-deprecating joke as a lead-in to his routine.
Komedyen, rutinine giriş olarak kendini küçümseyen bir şaka kullandı.
the editor included a brief summary as a lead-in to the article.
Editör, makaleye giriş olarak kısa bir özet ekledi.
the professor's question served as a useful lead-in to the lecture.
Profesörün sorusu, ders için faydalı bir giriş oldu.
the introduction provided a clear lead-in to the research paper's methodology.
Giriş, araştırma makalesinin metodolojisine net bir giriş sağladı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir