legacies

[US]/ˈlɛɡəsiz/
[UK]/ˈlɛɡəˌsiz/
Frequency: Very High

Translation

n. bir önceki kişi tarafından bırakılan şeyler; geride bırakılan bir şey; çözümlenmemiş kalan meseleler; yan etkiler

Phrases & Collocations

cultural legacies

kültürel miraslar

historical legacies

tarihi miraslar

political legacies

siyasi miraslar

social legacies

sosyal miraslar

economic legacies

ekonomik miraslar

environmental legacies

çevresel miraslar

artistic legacies

sanatsal miraslar

educational legacies

eğitimsel miraslar

personal legacies

kişisel miraslar

legacy legacies

miras mirası

Example Sentences

many cultures have left behind rich legacies.

birçok kültür zengin miraslar bırakmıştır.

our legacies shape the future generations.

miraslarımız gelecek nesilleri şekillendirir.

he is proud of his family's legacies.

o, ailesinin miraslarından gurur duymaktadır.

environmental legacies can impact local ecosystems.

çevresel miraslar yerel ekosistemleri etkileyebilir.

she aims to create positive legacies in her community.

o, toplumunda olumlu miraslar yaratmayı amaçlamaktadır.

historical legacies often influence modern politics.

tarihi miraslar genellikle modern politikaları etkiler.

preserving cultural legacies is essential for identity.

kültürel mirasları korumak kimlik için önemlidir.

legacies of great leaders inspire future generations.

büyük liderlerin mirası gelecek nesilleri ilham verir.

they are working to honor the legacies of their ancestors.

atadan miras kalan mirası onurlandırmak için çalışıyorlar.

economic legacies can create opportunities or challenges.

ekonomik miraslar fırsatlar veya zorluklar yaratabilir.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now