lenses

[US]/ˈlɛnzɪz/
[UK]/ˈlɛnɪz/
Frequency: Very High

Translation

n. gözlük veya kamerada kullanılan ince cam veya plastik parçaları; ışığı odaklayan eğimli şeffaf nesneler

Phrases & Collocations

camera lenses

kamera lensleri

contact lenses

kontakt lens

polarizing lenses

polarize lensler

prescription lenses

reçeteli gözlükler

sunglasses lenses

güneş gözlüğü lensleri

optical lenses

optik lensler

photochromic lenses

foto kromik lensler

high-index lenses

yüksek indeksli lensler

aspheric lenses

asferik lensler

multifocal lenses

çok odaklı lensler

Example Sentences

she bought new lenses for her glasses.

O gözlükleri için yeni mercekler satın aldı.

the photographer used different lenses to capture the scenery.

Fotoğrafçı manzarayı yakalamak için farklı mercekler kullandı.

these lenses improve the clarity of the images.

Bu mercekler görüntülerin netliğini artırır.

he prefers contact lenses over glasses.

Gözlüklerden daha çok kontakt lens tercih ediyor.

adjusting the lenses can enhance your vision.

Mercekleri ayarlamak görüşünüzü iyileştirebilir.

she cleaned her camera lenses carefully.

Kamerasının merceklerini dikkatlice temizledi.

different lenses can create various effects in photography.

Farklı mercekler fotoğrafçılıkta çeşitli efektler yaratabilir.

he has a collection of vintage camera lenses.

Eski kamera merceklerinden oluşan bir koleksiyonu var.

these prescription lenses are specially designed for my eyesight.

Bu reçeteli mercekler, benim görüşüm için özel olarak tasarlanmıştır.

she switched to progressive lenses for better vision at all distances.

Daha iyi görüş için tüm mesafelerde ilerici merceklere geçti.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now