lessens pain
ağrıyı azaltır
lessens stress
stresi azaltır
lessens fear
korkuyu azaltır
lessens impact
etkisini azaltır
lessens risk
riski azaltır
lessens tension
gerilimi azaltır
lessens anxiety
endişeyi azaltır
lessens noise
gürültüyü azaltır
lessens burden
yükü azaltır
lessens conflict
çatışmayı azaltır
the new policy lessens the burden on small businesses.
yeni politika, küçük işletmeler üzerindeki yükü azaltır.
regular exercise lessens the risk of chronic diseases.
Düzenli egzersiz, kronik hastalık riskini azaltır.
she believes that meditation lessens stress and anxiety.
O, meditasyonun stresi ve kaygıyı azalttığına inanıyor.
the new technology lessens the time needed for production.
Yeni teknoloji, üretim için gereken süreyi azaltır.
using energy-efficient appliances lessens electricity consumption.
Enerji tasarruflu cihazlar kullanmak elektrik tüketimini azaltır.
his kind words lessened her fears about the future.
Onun nazik sözleri, gelecekle ilgili korkularını azalttı.
the medication lessens the symptoms of the illness.
İlaç, hastalığın belirtilerini azaltır.
proper planning lessens the chances of project failure.
Uygun planlama, proje başarısızlık olasılığını azaltır.
education lessens inequalities in society.
Eğitim, toplumdaki eşitsizlikleri azaltır.
listening to music lessens her feelings of loneliness.
Müzik dinlemek, yalnızlık hislerini azaltır.
lessens pain
ağrıyı azaltır
lessens stress
stresi azaltır
lessens fear
korkuyu azaltır
lessens impact
etkisini azaltır
lessens risk
riski azaltır
lessens tension
gerilimi azaltır
lessens anxiety
endişeyi azaltır
lessens noise
gürültüyü azaltır
lessens burden
yükü azaltır
lessens conflict
çatışmayı azaltır
the new policy lessens the burden on small businesses.
yeni politika, küçük işletmeler üzerindeki yükü azaltır.
regular exercise lessens the risk of chronic diseases.
Düzenli egzersiz, kronik hastalık riskini azaltır.
she believes that meditation lessens stress and anxiety.
O, meditasyonun stresi ve kaygıyı azalttığına inanıyor.
the new technology lessens the time needed for production.
Yeni teknoloji, üretim için gereken süreyi azaltır.
using energy-efficient appliances lessens electricity consumption.
Enerji tasarruflu cihazlar kullanmak elektrik tüketimini azaltır.
his kind words lessened her fears about the future.
Onun nazik sözleri, gelecekle ilgili korkularını azalttı.
the medication lessens the symptoms of the illness.
İlaç, hastalığın belirtilerini azaltır.
proper planning lessens the chances of project failure.
Uygun planlama, proje başarısızlık olasılığını azaltır.
education lessens inequalities in society.
Eğitim, toplumdaki eşitsizlikleri azaltır.
listening to music lessens her feelings of loneliness.
Müzik dinlemek, yalnızlık hislerini azaltır.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir